Nazım Hikmet vatan haini kaldı

Nazım Hikmet için 25 Temmuz 1951 tarihli Bakanlar Kurulu kararının "geçirsiz kaldığı ve uygulanmayacağı hususunun tespiti" için açılan davayı Danıştay 10. Dairesi karara bağladı. Karar, Nazım Hikmet'in tekrardan nüfus kütüğüne işlenmesinin önünü böylece kapamış yani Nazım Hikmet'i "vatan hainliğinde" bırakmış oldu.

Devamını oku...

NÂZIM HİKMET VE  1938 HARBOKULU OLAYININ GERÇEK YÖNÜ

BAŞLARKEN

Türkiye, bir süredir aşırı kısımların yarıştığı bir koşu alanına döndü. Yeni Anayasamızın estirdiği geniş hürriyet havasından cesaretlenenler gemi azıya aldılar. Çılgın bir pervasızlık içinde durmadan karıştırıyorlar ortalığı, iki sivri uç, bir noktada elele vermişe benziyor. Bütün çabaları bizi, biz olmaktan çıkarmak için. Biliyorlar ki varmak istedikleri hedef bu dağın arkasındadır. Bereket versin tırmanması çok zor bir dağ bu. Fakat, yine de tetik ve uyanık bulunmamız lâzım.

Devamını oku...

BU KİTAP

Daha doğrusu kitap değil, bir heyezanname. Konusu adından, iddiasının herzliği yazarından belli: 1938 Harb okulu Olayı ve Nazım Hikmet. Abdulkadir Meriçboyu'nun muhayyilesini yorluyarak masllaştırmaya çaıitığı hadiseyle zamanında yalandan ilgilendiğim için yazdıklarını dikkatle okudum. Gerçek malûm. Uzun uzun İnce eleyip, sık dokuduktan sonra. Harbokulu Askerî Mahkemesi, Nâzım Hikmet ile birkaç yardaşcısını mahkûm etmişti. Bu yanlakçılardan biri olan yazar önderini, suç ortaklarını, dolaysızla kendini savunmak sevdasına kapılmış

Devamını oku...

KİTABI YAZAN

Her esr yaratıcısının ruh aynasıdır. Maske ve makyajla çirkini güzelleştirmek mümkün değildir bu aynada. Zorlamalar fayda vermez; gerçekler yer yer sırıltırlar. Küçük bir dikkat, bu dağınık görünüşün ardındaki hakikate ermek için yeter de artar bile. A. Kadir, daha doğrusu Abdülkadir Meriçboyu da asıl hüviyetini gizlemek için boşuna yormuş kendini. Hakkında tam bir kanaate varmak için mahkeme kararını okumaya lüzum yok.

Devamını oku...

KİTABİ NİÇİN YAZDI?

Her yazı bir maksatla yazılır. Hatta "Sanat, sanat için olmalıdır" iddiasında bulunan yazarların şiirleri, romanları, hikâyeleri bile. Kitapların önsözleri ise, yazılış maksatlarının açıklanmasıdır. Meriçboyu da bu geleneğe uymuş. Kitabının başına tantanalı bir önsöz oturtmuş. Fakat, okuyor, gerçek "neden" e eremiyoruz bir türlü. Karanlık bir ruh haleti, acaip bir bocalama içinde birşeyler geveliyor. Ya bilmeden balçığı karıştırdığı için üstündeki su birikintisini bulandırdığının farkında değil; yahut suyu bırakıp kasıtlı olarak balçığa uzanıyor. Bana kalırsa, ikincisi daha doğru bu ihtimallerin.

Devamını oku...

NAZIM HİKMET PROBLEMİ - 1

Abdülkadir Meriçboyu, kitabına "1938 Harbokulu Olayı ve Nazım Hikmet" adını koymuş. Okuduktan sonra anlıyoruz ki, seçtiği isim kitaptan çok maksadına uygundur. Toplarını, bir dağ gibi gördüğü Nâzım Hikmet'in arka yamacına mcvzilendirmiş; yalan, tezvir ve iftira mermilerini gelişi güzel yağdırmaya başlamıştır. O halde, yazacaklarımıza gereği kadar açıklık verebilmek için önce bu Nazım Hikmet problemim çözmeye çalışalım.

Devamını oku...

NAZIM HİKMET PROBLEMİ - 2

Akarçay, Kütahya ve Gediz üzerinden gelmez. Bucakderesi kolu, Araplı ve Karacaviran köyleri arasından; bunun güneyindeki diğer kol Ahırdağı kuzeyinden kaynar. Kütahya demiryolunu takiben gelen vo Afyon civarında Akarcaya karışan üçüncü büyük kolun kaynaklan ise, Tavşantepe'nin güney yamaçlarındadır. Kütahya ve Gediz neresi, buralar neresi? Akarçay'da yılanbalığı bulunmaz.

Devamını oku...

NAZIM HİKMET PROBLEMİ - 3

Savaşın en kızgın zamanında Karayılan'ın 15 arkadaşı ile Fransızların içine dalması, 4 Tunuslu erle iki makineli tüfeği kaparak bulundukları tepeye çıkarması, Tunuslulara kullandırarak düşmana ölüm saçması ayrıca kayda değer bir kahramanlık harikasıdır. Nazım Hikmet de okumuştu. Hem do bir askeri okulda. Dolayısiyla askerce düşünmiyi alıştırılmıştı.

Devamını oku...

NAZIM HİKMET PROBLEMİ - 4

Eh, nihayet yakalamış şiire benzer bir şey. Fakat, yine de "Oy Karadenizin gümüş tellen" nden maksadın ne olduğunu anlamak mümkün değil, işte size bir keçi boynuzu ve bal hikayesi daha (8). Yön" dergisinin 83.üncü sayısında "Davet" başlıklı kültür seviyesi ve taşıdığı   zihniyet bakımından çok enteresan bir şiiri var:

Devamını oku...

KULELİ’DE ENTERNASYONAL  MARKS

Abdülkadir Meriçboyu‘nun hafızasını ve hayâlını zorlayarak toparlamaya, süsleyip püsleyerek efsaneleştirmeye çalıştığı "1938 Harbokulu Olayı" nın basit, fakat oldukça uzun bir geçmişi vardır. Teferruata boğulmamak için nirengi noktalarını yakalıyarak suyun akışını kaynaktan itibaren izlemenin faydalı olacağını sanıyorum: Kuleli Askeri Lisesinin uzunca dinlenme saatlerinde öğrencilere açılan bir de yan bahçesi vardır.

Devamını oku...

YUMRUKALRIN KONUŞMASI

Oldukça çekişmeli geçen 10.uncu sınıf sona ermiş, yıllık tatillerini bitiren öğrenciler memleketlerinden dönmüşlerdir. İlk karşılaşma, tarafların tatili boşuna harcamadıklarını meydana koymuştur. Süreyya Koç, yabancısı olduğu konulanla daha derinleşmiş, Ömer Deniz, Abdülkadir Meriçboyu, Orhan Alkaya daldıkları bataklığa biraz daha gömülmüşlerdir. Bilgi bakımından denge sağlandığı için sohbetlcr, münakaşalar daha renkli bir niteliğe bürünmüştür.

Devamını oku...

HARBOKULU

Harbokulu askerliğin baş ocağıdır. Öğretim ve eğitim mesleki olduğu için daha zevkli, daha enteresandır burada. Her öğrenci için istikbal mareşalliğe kadar açık olduğundan ufuklar toz pembedir. Memleket ve dünya meseleleriyle ilgilenme kolaylıkları bu tozpembe ufuklara durmadan genişleyen bir esneklik sağlar.

Devamını oku...

1938 TÜRKİYE'Sİ

Abdülkadir Meriçboyu kitabının önsözünde "O zamanlar, ta 1938‘lerde Alman faşizmi azgın bir hale gelmişti. Orta-Doğu'da tam bir egemenlik kurmuştu." diyor. Türkiye de bir Orta-Doğu memleketidir. Demek oluyor ki, azgın Alman faşizmi bizde de egemendir. Elbette gerçeğin ifadesi değil bu sözler. Fakat, komünistlerin çıkarları böyle göstermektedir. Başka türlü kendilerini mazur saydıramazlar. Her etki, bir tepki doğurur. Bizde "Türkiye'deki azgın faşizmin tepkisiyiz" kanaatini telkin etmek istiyorlar bu sözleriyle.

Devamını oku...

TÜRKİYE KOMİNİST PARTİSİ

Memleketimizdeki aşırı sol hareketlerin hemen hepsi "Türkiye Gizli Komünist Partisi" tarafından organize edilmiştir ve halen de edilmeye devam olunmaktadır. Partinin kısaltılmış adı "T.K.P." dir. Doğrudan doğruya Moskova'dan direktif almaktadır. "19:18-1939 Harbokulu ve Donanma olayları" ile onun direktifiyle hareket edenlerin eseridir. O halde, eserden ünce. müessiri tanımak daha faydalı olacaktır:

Devamını oku...

BÜTÜN KALBİMİZLE

Komünistler sık sık halk ihtilâllerinden bahsederler. Bunların üzerine şiirler, destanlar, hikâyeler, romanlar, piyesler, fıkralar, makaleler yazarlar. Sanat ve fikir endişeleri olmadığı için propaganda afişlerine benzer eserleri. Halbuki, halkın kendiliğinden ihtilal yaptığı dünya tarihinde çok az görülmüş hâdiselerdendir. Türk tarihinde ise hemen hemen hiç yoktur. Bunları iyi bilirler. Fakat, yine de yazmaktan alamazlar kendilerini.

Devamını oku...

HIZINI  ARTIRAN MÜCADELE

Evet, 1938, dünya ve Türkiye için hiç de ümit verici değildir. Cihan ufuklarım saran tehlike bulutlar gün geçtikçe daha çok tehdit edici olmaktadır. Milletler, neredeyse kapılacak, birbirlerinin boğazına sarılacaklar, ilk kıvılcım, felâketlerin öncüsü olacak. Lold George "Gökte muharebe var deseler, Türkler merdiven kurarlar" demiş. Bu boğazlaşmanın dışımla kalmamız düşünülemez.

Devamını oku...

VAKİTSİZ ÇALAN ALARM ZİLİ

Meyvanın hamı, ağacı silkelemekle dökülmez. Olgununu ise dal tutsa da rüzgar koparır. Hele çürüyeni kendi kendine dökülmeye mahkûmdur. Bu bakımdan bizim "kızılcıklar" da tam kıvama gelmişlerdir artık. Vakia, yapılan takipler, kurulan ve koyulaştınlan dostluk münasebetleri, Sami Küçük'ün topladığı vesikalar şüpheden kanaate geçiş için kâfiydi, özellikle, İstanbul'a firar eden Ömer Deniz'in evine kadar gidip Nâzını Hikmet‘i ziyaret ve bir süre görüşmüş olması sugötürmez bir kesinlik alınca, son tereddüt kırıntıları da silindi.

Devamını oku...

SORGULAR VE ÖMER DENİZ’İN İTİRAFLARI - 1

Aslında ne yazılan ihbar mektubu, ne okudukları kitapların mahiyeti, ne de Abdülkadir Meriçboyu'nun bir avuç Turancı, kızıl elmacı, azgın faşist dediği arkadaşlarının suçlamaları yüzünden mahkûm olmuşlardır. Hazırlık, ilk ve son tahkikatlar arasında bizzat verdikleri ifadeler, yaptıkları itiraflar ve karşılıklı suçlamalar sağlamıştır bu neticeyi.

Devamını oku...

SORGULAR VE ÖMER DENİZ’İN İTİRAFLARI - 2

Adnan'ın mektepte daha birkaç arkadaşı olduğunu duydum. Orhan'ı evinde ziyaretim esnasında Mustafa ile tanıştım. Buradaki hitabım doğrudan doğruya Mustafa'nın sahama değildir. Sözlerimi ortaya söyledim. Bu sırada bulunduğumuz odada Orhan, Abdülkadir, Mustafa Ergin ve ben vardım. Adnan arasıra girer çıkardı. Sözü ben açtım.

Devamını oku...

VE ÖTEKİLERİ

Ömer Deniz itirallannda yalnız değildir. Onun kadar enine boyuna değilse bile, kendisiyle beraber mahkûm olan üç arkadaşı da birçok gizli hakikatlara ışık tutmuşlardır. Fakat, ne, Ömer Deniz’kileri daha önemli bulmuş, daha geniş olarak özetlemiştim. Diğerlerinin itiraflarından aldığım notlar ise, kısa kısadır. Fakat, yine de bir fikir, bir kanaat uyandıracak niteliktedirler. Şimdi onlara da bir göz atalım:

Devamını oku...

SÜREYYA KOÇ'UN ŞAHİTLİĞİ

Sorgular hızla devam ediyordu. Hâdisenin bilyük önemi, tanıkların ilk günler için ayrı ayrı nezarete konmalarım gerektirmişti. Merak içindeydiler. Çözemedikleri bir muammanın ateşi yüreklerini sarmıştı. Savcının sorduğu sualler, gerçeklerin bütün ayrıntılarıyle bilindiğini gösteriyordu. "Hakkınızda imzasız bir ihbar var" demesi ise asla tatmin edici değildi onlar için. İşlerin içyüzünü bu derece derinliğine bilen kimdi acaba?

Devamını oku...

DURUŞMALAR VE BİR İTHAM

Hurbokulu Askeri Mahkemesinde duruşmalar başlayınca, sanıklar, hazırlık ve ilk tahkikat sırasındaki itiraflarından ürker oldular. İçlerini bir pişmanlık sardı. Tevil ve inkar yoluna saptılar. Çünkü işe akıl hocaları karışmıştı. Sade Nâzım Hikmet'i altı avukat savunuyordu, itiraflar çürütülemediği takdirde kurtuluş yoktu, mahkûmiyet mukadderdi onlar için.

Devamını oku...

SON DURUŞMALARIN NETİCESİ

Harbokulu Askeri Mahkemesinde 31 sanığın duruşması yapılmıştır. Bunların 23’ü asker, 8‘i sivildir. Sade biri sivil olmak üzere 5 sanık hüküm giymiştir. Nazım Hikmet, Ömer Deniz, Abdülkadir Meriçboyu, Orhan Alkaya. Necati Çelik. Diğerleri suçsuzluktan, delil yetersizliğinden beraet etmişlerdir. Mahkûm edilenlerin kesinleşen cezalan şöyledir:

Devamını oku...

DONANMA OLAYLAR VE NAZİM HİKMET

Türkiye Gizli Komünist Partisi. 1938-1939 yılları içinde Harbokulunun paralel olarak Donanmamıza da el atmıştır. 41.inci madde tatbikatının bir safhası olan Donanmadaki komünistlik faaliyetlerinin birinci derecede sorumlusu yine Nazım Hikmet hainidir. Meselâ, yedi kişilik bir komünist ekibinin şefi Hamdi Alevtaş Nazım Hikmet'e bağlıydı. Mehmet Ali Kantan Nâzım Hikmet ile temas halindeydi.

Devamını oku...

SECAAT ARZEDERKEN…

Abdülkadir Meriçboyu'nun, "1938 Harbokulu Olayı ve Nazım Hikmet" kitabı nedir ve niçin yazılmıştır? Başlangıçta kısaca izahına çalıştık bu hususların. Savunma değil, tarihi bir gerçeğin tesbiti hiç değil. Çünkü yalanlarla dolu. O halde nedir bu? Bizim teşhisimiz şudur: Halk nazarında Türk Ordusunu küçük düşürmek için kaleme alınmış bir iftiralar vesikası. Bakın neler söylüyor adam:

Devamını oku...