Derviş Vahdeti Kimdir?
İran'dan kaçan Babiler Nasirüddin Şah'ın hiddetinden "smanlı'ya sığındılar. 1863 yılında ikamet ettikleri Bağdat'ta Müslüman halkın şikayeti üzerine bu peygamberlik iddiasındaki sapıklar İstanbul'a getirildiler. İstanbul'da kaldıkları dört aylık süre içerisinde propaganda yapmaya teşebbüs ettikleri için buradan da Edirne'ye sürüldüler.
Dört sene kadar Edirne'de kalan Bahailer'in lideri Harun Yahya ve son bir yıldır Türk ulusunun seyrettiği Adnan Hoca cemaatine değinmek istiyorum. Namazı üç vakte indiren Adnan Oktar, yazdığı kitaplarda Bahailerin lideri Harun Yahya'nın adını kullanır.
Çok iyi tahsil almış ve zengin aile çocukları olan bu delikanlılar her halde Adnan Hoca'nın Yahudi dönmesi bir Bahai olduğunu bilseler Adnan Hoca'nın peşinden bir daha gitmeyeceklerdir. Adnan Oktar, Prof. Yalçın Küçük'ün verdiği Yahudi dönmeler listesinde yer alan bir kişidir. Adnan Hoca'nın kandırdığı delikanlıların nüfus kütüklerinden cumhuriyet öncesi aile köklerini çıkarmalarını ve Adnan Hoca'yla Bahailerin çalışmalarını ortaya dökmelerini tavsiye ediyorum. Eminim İslam'a gerçek hizmeti bu şekilde yapacaklardır.
Harun Yahya ile kardeşi Bahaullah kaldıkları beş sene boyunca Edirne'de büyük propaganda faaliyetleri yaparak cahil ve fakir Edirneliler'in bir bölümünü Bahai yapmışlardı. Bunu haber alan Sultan Abdülaziz 1868 yılında bu sapıkları Edirne'den derhal sürerek, Bahaullah'ı Akka Kalesi'ne zorunlu ikamete göndermiş, Harun Yahya'ya ise Kıbrıs yolu gözükmüştü. İşte Kıbrıs'a sürülen sapık Harun Yahya orada bir çok Kıbrıs Türk'ünü kandırıp Bahai yapacaktı... Kunduracalıkla uğraşan Kıbrıslı Mahmut Ağa'nın oğlu Derviş Vahdeti Harun Yahya'nın bir yetiştirmesidir. Harun Yahya'nın verdiği görev ile İstanbul'a gelecek ve 31 Mart ayaklanmasını diğer bir İngiliz ajanı olan Şeyh Said ile organize edecekti.
Görüldüğü gibi Bahailerin dahil olmadığı ya da organizasyonuna karışmadıkları hiçbir kanlı olay hemen hemen yok gibi... Tarihimizin en acı olaylarından olan 31 Mart İsyanı'nda Türk ordusu birbirine girecek, alaylımektepli olarak subaylar ikiye ayrılacak, isyanı bastırmak için gelen Hareket Ordusu Taşkışla binasını basarak isyanı kanlı bir şekilde bastıracaktı. Binlerce Türk askeri kardeşlerinin kurşunlarıyla can verecekti...
31 Mart İsyanı sırasında Saidi Kürdi, Volkan gazetesinde yazar rolünde karşımıza çıkıyor. Aslında Said ne yazar ne de bir alimdir. Sadece, İngilizlerin kullandığı bir Bahai ajandır.
31 Mart ayaklanması kanlı bir şekilde bastırılıp Derviş Vahdeti cezalandırılınca, Said bir yolunu bulup yine paçayı sıyırır. Divanı Harp'te sorguya çekilir fakat kurnazca kullandığı ifadelerle kendini kurtarmayı bilir... İttihadi Muhammedi Cemiyeti kapatıldıktan onra paçayı ucuz kurtardığını düşünen Said 1910 yılında İstanbul'dan ayrılır... Van'a gelir. Van'da bir müddet kaldıktan sonra Şam'a ider... Ardından O'nu 1911 yılında önce Selanik'te sonra da Üsküp'te görürüz... Bu arada Osmanlılar İttihatçıların yönendirmesiyle Almanlar'la müttefik olarak savaşa giriyordu.
Saidi Nursi'yi anlatan kitaplarda 1916 yılında güya Said'in Türk rdularıyla beraber milis kuvvet olarak harbe katıldığı anlatılıyorsa a tamamen yalandır. Daha okumayı sökmeden bir gecede 200
sayfa ezberlediğini iddia eden palavracı Said, cephede Ruslara bir ursun sıkmış olsaydı kendisini mareşal ilan ederdi. Oysa Saidi Tursi'nin tek kurşun bile atamadan Bitlis'te Ruslara esir olduğu iliniyor. Daha sonra 1918'de her ne hikmetse, Rusların büyük hürmetine mazhar olacak ve dönecekti...