Şuanda 36 konuk çevrimiçi
Üyeler : 1
İçerik : 2324
İçerik Tıklama Görünümü : 116752
JoomlaWatch Stats 1.2.7 by Matej Koval

Countries

64.7% 
31.2% 
2.9% 
0.1% 
0.1% 
0.1% 
0.1% 
0% 
0% 

Visitors

Bu Gun  696
Dun  697
Bu Hafta  2053
Gecen Hafta  2126
Bu Ay  3336
Toplam  4622


Yazdır ePosta

Babilik - 1

 

Mirza Ali Muhammed Bab

 

Kazımı Reşdi'nin yani Vilodovostoklu Yahudi asıllı Rus ajanının talebesidir. 1812 yılında Şiraz'da doğdu. Babası bir tacirdi. Küçük­ken babasını kaybetti, dayısı tarafından büyütüldü... Okuma çağma gelince mahallesindeki mektebe verildi... Şeyh Zeynel Abidün adlı hocadan tahsil gördü, biraz da ayet derslerini okuduğu söylenir...

Bir ara tacir olan dayısı ile beraber Kerbela'ya gitti. Orada Kazımı Reşdi'nin derslerine devam etti... Kazımı Reşdi 1843 yılın­da Kerbela'da öldükten sonra, kendini gelecek olan Mehdi'nin müjdecisi anlamında, Bab ilan etti...

Bab kelimesi Farsça kapı anlamındadır. Burada söz konusu "Kapı" kavramı Kadim Tur dini olan Güneş inancında ışık kapısı anlamına gelmektedir. Muhammed Bab, Büşehr'e giderek 25 yaşında İmam Hüseyin'i, Hz. Yusuf a benzeterek Yusuf Suresi'ni saçma bir şekilde tefsir etmiş, ardından yazdığı Kevser Suresi'nin tefsirinde de kendini 12. İmam'ın Bab'ı yani müjdecisinaibi olarak

iddia etmişti.

Babilik dini, MazdekHurremiyeCavidaniyeHurufilikŞeyhilik ibi sapık inançların, İran toplumu içerisindeki gelişiminden ibaret ir sapkınlıktır. İslam'la hiçbir alakası yoktur.

Babilik, Şiilik kisvesi altında ortaya çıktı, kılıf altında saklanarak "cut bulmaya, yayılmaya çalıştı. Gerçekten de Babiliğin ilk propaandacıları kendilerini Şiiliğin doğru yorumlanması, biçiminde göstermek istiyorlardı...

Aslında Fethullah Gülen de aynı görüşte olmalı ki, Şiiliğin yanlış orumlandığından dert yanıyor... İslam devrimi adı altında mezhep e bağnaz bir İslam anlayışı ihracı düşüncesine sahip olanlar kendi ~ezhep ve yorumlarını gerçek dinin önünde tutarlar. Bir insan Şii değilse, adeta hiçbir şey değildir. Ali muhabbeti, kendi anlayışlarıa sadece bir renk kazandırmak için bahanedir. Ali sevgisi değil, Ebu Bekir ve Ömer düşmanlığı ayakta tutar onları. Yanlış itikat­larını dini bir zemine oturtmak için güya, Ali sevgisini bayraklaştırıişlardır. (Nevval Sevindi E Gülen ile Nemork Sohbeti, s. 49)

Oysa, Şiiliği İslam ekseninden uzaklaşmakla suçlayan Babiler "slam'dan uzaklaşmış sapık bir düşünce sistemi meydana getiriyorrdı... Muhammed Bab'ın müritleri devamlı eklemeler yapmak ureti ile rayından çıkıyorlardı. Muhammed Bab kendisine Mehdi diyerek ezanların da kendi adına okunmasını istiyordu... Tıpkı Hurufilik dinini kuran Fazlullah gibi hareket ediyordu. İran din bil­ginleri ile dini ve şer'i konularda tartışmalar yapıyor, halkın nezdinde bu konuşmalarla taraftar kazanmaya çalışıyordu.

Babailerin tıpkı Fazluilahların Çavidanname'şi gibi Kuran yerine abul ettikleri Kitabün Nur Babailerin Kur'an'ı olarak kabul ediliordu... Bu kitabı Bab'ın yazdığı ileri sürülüyordu. Oysa bu gerçek

değildi. Bu kitabı yazanlar Muhammed Bab'ın ilk ateşli müritleri

olan Seyid Hüseyin ve Seyid Hasan'dı.

76 yıldır Türk devletine hainlik yapan Nurcuların lideri bilindiği gibi Sakli Nursi isminde bir mecnundur. En önemlisi sahtekardır.

Babilerin Kitabün Nur isimli sapkınlığını Risalei Nur olarak kopy­alamış necip Türk milletini yıllardır bu cahil saçmalıklarla oyalamıştır.

Barla'da sürgünde iken 1926 yılında kaleme aldığı Risalei Nur, aslında yarım asır evvel İran'daki Babilerin yazdığı Kitabün Nur'dur. İslamiyet'ten bihaber, fıkıh bilgisinden uzak, ayetleri ve hadisleri kendi menfaati ve amaçları doğrultusunda yorumlayarak eklemeler yapmıştır.

Bu olay tıpkı tarihte Fatih'in karadan gemileri yürüten ilk kumandan olduğunu kabul etmeye benzer. Halbuki Fatih'ten asır­larca evvel Avrupa üzerinden gelip Bizans'ı kuşatan Avar Türkleri gemileri karadan yürütüp Halic'e indirmeyi başarmışlardı. Fatih'in yaptığı ise sadece bu olayı ikinci kez ve başarılı bir şekilde tatbik etmek oluyordu.

Babilikte bütün dinler eşittir. Kendilerini İslamiyet, Hıristiyanlık ve Musevilik gibi semavi bir din olarak kabul ederler. Dini vergi vardır. Herkes malının yüzde beşini, toplumun başında bulunan 19'lar heyetine vermek zorundadır. (Fethullah Gülen cemaati bir işadamı topluluğu olarak teşekkül ettirilerek işadamlarından güya İslami okullar açılması için paralar toplanmak suretiyle Fethullahçı organizasyonun ve vakıfların başındaki 19 Kişilik yönetim kuruluna paralar aktarılmaktadır.) Ticaret bir tapınma ayini olarak kabul edilir. Faiz haram değildir. Tesettür yoktur, inkar edilir.

Fethullah'a göre tesettür gereksiz bir konudur. Hatta elinden geldiğince bunu inkara çalışır. Nevval Sevindi ile yaptığı söyleşide bakınız ne diyor:

Baş örtüsü de aynı şekilde üzerinde durulacak usul yani imanın ve İslam'ın esaslarından, şartlarından değildir. Bundan dolayı insanın adeta dinin dışında tutulması dinin ruhuna aykırıdır. Bu konuda dayatmalar, ısrarlar ifrattır ve zorlamadır. Hatta nefret ettirmedir.

Benim bu kitapta gözler önüne sermek istediğim konu İslami emirleri, Fethullah'ın tahrif etme çabalarıdır. Fethullah'ın İslam dışı misyonunu ortaya koymaktır.

Nevruz bayramdır. Namaz günde üç vakit kılınır. Kendilerine göre takvim yapmışlardır. Bu takvimde aylar 19 gün, yıllar 19 aydır. Babilikte, Babiliğe inanan kitleye millet adı verilir. Hürriyet ruhu sembolleştirilmiş bir olgu olarak karşınıza çıkar. Müritlerine her türlü fedakârlığı yapmalarını isterken, onlara hürriyetlerini bahşet­tiklerini empoze ederler.

Babilerin gizlilik prensipleriyle hareket eden ihtilalci ve suikastçı zihniyette bir kuvvet olmaları, cahil ve fakir İran'lı halk üzerinde etkili olmaları, git gide İran'da güçlenmelerine sebep olmuştu. Babiler İran'da çeşitli isyanlar çıkarttılar ve hükümet kuvvetleriyle defalarca çarpıştılar. Devlet yönetimini ele almak için bir çok cana kıydıkları gibi kendi kanlarını da su gibi akıttılar.

Babiliğin en önemli şahsiyeti Kurretü'lAyn'dır. Bu kadın, Kazvin şehrindeki din bilginlerinden Molla Salih Kazvini'nin kızıdır. Kocası, yine din bilginlerinden Molla Muhammed'dir. Amcası din bilginlerinden Molla Muhammed Taki'dir.

İran'da, güzelliği dillere destan olmakla ünlü bu kadın, şair, zeki ve hatipdi. Zekası ve etkileyici söz söyleme becerisi ile Muhammed Bab'ın sağ kolu durumuna geldi.

Kurretü'i Ayn, verdiği vaazlarda şu düsturları savunuyordu:

1 Tesettür, kadınlar için azap ve utaç vericidir.

2 Bir kadının isterse dokuz kocası olabilmelidir.

3 Babi mezhebinden olanlar Muhammed Bab'ın sülalesi sayılmalıdır.

Babiler, camilere gitmez, cemaatle namaz kılmazlardı. Bunun yerine evlerde toplanmayı tercih ederlerdi.

Nur evleriyle ilgili Fethullah Gülen neler söylüyor:

Bu ışık evlerinin kendine has özellikleri vardır... Yüreği pek, imanı çelik insanların yetiştiği kutsal mekanlardır... Artık geçmişte camide yapılan dini ruhunun müzakereleri bu evlerde biraraya gelinerek yapılacaktır. Bu itibarla bu evler, yüksek gerçeklerin dile getirildiği kutsal yerlerdir... (Fethullah Gülen, Prizma2, s. 1243)

Anlaşılacağı gibi Fethullah Gülen, bundan sonra caminin önem­li olmadığını söylüyor. Çünkü büyük ustası Kürt Sait de camiye girmezdi. Buradaki amaç ise İslam'ın birliktelik ve cemaat ruhunu yıkmaktır. Kurretü'lAyn'ın ve Bab'i şeyhlerinin vaaz verdiği yerler camiler değildi. Fethullah'm tabiriyle nur evleriydi. Yine aynı Fethullah, Yeşeren Düşünceler isimli kitabının 164. sayfasında evmabet bu ışık evlerini tarif ediyor. Evmcıbet terimi Bahailik dininde mabede verilen addır.

Bahailerin mabedlerine evmabet adı verilir. Fethullah her ne kadar Türk tarihinin tanıdığı en sinsi kişi ise de bir o kadar da dik­katsiz olmalı... Çünkü, Bahailiğini kendi ağzıyla yazdığı kitaplarda yüzlerce kere itiraf ediyor...

Kendisi Bahailerin Ezelliyye kolunun lideridir. Milyonlarca masum Müslümanı kandırıp maddi ve manevi olarak sömürdü. Ben Fethullah'ın inkâr bile edemeyeceği somut delillerle maskesi­ni düşüreceğim.

Kurretü'lAyn gözüne sürme çeker, memelerini açıkta bırakacak şekilde odanın ortasında oturur. Gelen kalabalığa vaazlar verir. "Benimle temas edeni cehennem ateşi etkilemez" derdi. Cemaat dağılırken kimi bu sapık kadının dudaklarından öper, kimi de bu aşüftenin memelerine yüz sürerek kendini kutsardı... Bu olaylar Farsça yazılmış Nasihüî Tevatür isimli kitapta bütün ayrıntıları ile yer alır. 1848 yılında bu sapık kadının faaliyetlerinden rahatsız olan bir din bilgini Kurretü'lAyn'in öldürülmesine dair bir fetva verdi. Babi suikastçıları de bu din bilginini hançerleyerek öldürdüler. Bunun üzerine İran'daki Müslüman halk ayaklandı ve bir sabah namazında Kurretü'lAyn'ın amcası Muhammed Taki öldürüldü. Kurretü'lAyn müritleriyle beraber Kazvin şehrini terk etti.

Mazenderan şehrindeki Babilerin lideri Molla Muhammed Ali ile beraber Horasan bölgesinde Babiliği yayma çalışmalarına başladı...

Kurretü'lAyn, Bistam kentinin Bedeşt köyünde baş örtüsüz minre çıkıp halka nutuk verdi ve aynen şunları söyledi:

Ey cemaat siz de bilirsiniz ki, Muhammed'in Şeriati bugün hükümden düşmüştür. Oruç ve namaz boş şeylerdir. Bizim şeyhimiz olan Mirza Muhammed Bab ilerde 7 iklimi ele geçirince bütün mezhepleri birleştirip yeni Şeriatını ortaya koyacaktır. (Fethullah cemaatinin Çin'den Arnavtluk'a kadar Sibirya'dan Güney Afrika'ya kadar okullar açarak din­leri birleştirme çabaları bu bağlamda yeniden analiz edilme­lidir. STG) Kendi kitabını ümmetine verecektir. O'nun vere­ceği yeni haberlere boyun eğmek gerekir. Artık şeriatı bırakıp kadınlarınızı ve mallarınızı ortaklaşa kullanınız.

Oradaki topluluktan Babi olmayanlar büyük tepki gösterdiler. urretü'lAyn buradan Mazenderan'a geçti. Yolda Hacı Muhamd Ali ile zina yaptı. Yaptıkları bu zinayı bile topluluk içinde aparak dini bir ayinmiş gibi gösterdiler. Ayrıca Hüzar köyü yakın­anda bunu tekrarlayarak ve çevrelerine bu kutsal bir birleşmedir iyerek yola devam ettiler.

Gözleri önünde bu zinalara dayanamayan halk ve köylüler üzererine saldırdı... Kurretü'lAyn canını zor kurtararak kaçtı. Buradan arfuruj isimli bölgeye gittiler. Bir haftada 300 kişiyi kandırarak abi yaptılar. Ancak Müslüman halkın bu sapıklara tepki gösteresi yüzünden çatışmalar çıktı ve 12 Babi öldü... Burada da tutuamayacaklarını anlayan Babiler Aliabat'a kaçtılar. Molla Hüseyin "azenderan'da Sarıköy civarında topraktan ve kerpiçten mükemel bir kale yaptı ve 2000 Babi militanını bu kaleye yerleştirdi. Oradan halka bildiriler yayınladı. Mirza Muhammed Ali Bab'ın bir rıla kadar cihangir olacağını bütün milletin Babi olacağını ve aman kaybetmeden herkesin Babiliği kabul etmesini ilan ediyoru. Aynı zamanda da Molla Muhammed Ali, Molla Hüseyin gibi abilere peygamberin akrabalarının adını ve unvanlarım vererek aklınca peygamberliğini tescil ediyordu. Babi militanlara da din yolunda çarpışarak şehit olmalarını tavsiye ediyor, şehit olanların 40 gün sonra yine dirileceklerini iddia ederek, dirildiklerinde ise padişahlık gibi imparatorluk gibi mertebelerde olacaklarını cahil müritlerine vaad ediyordu.

Molla Muhammed Ali Farsça bir hadis uydurmuştur. Bu hadiste "İnşallah Mazenderan'ı fethedip Tahran üzerine yürüyeceğiz. Tahran'da yaşayan 12.000 Türk'ü keseceğiz" diyordu. Bu sözler Kaçar Padişahı Nasırüdin Şah'ı ürküttü... Şah bunların ceza­landırılması için emir verdi. Mazenderan eşrafından aslı Azerbeycan Türk'ü olan Aka Abdullah Babilerin üzerine hücum etti... Ancak Mazenderan'daki Babiler Şah'ın adamlarını perişan etti. Her şeylerini yağmalayıp yıktı. Ellerine geçirdikleri tüm Azerbeycan Türklerini kestiler... Bunun üzerine Şah, Şehzade Kulu Mirza'yı görevlendirir. Kulu Mirza büyük bir kuvvetle hareket eder. Ancak bir ırmak kenarında konakladığı sırada Molla Hüseyin'in baskınına uğrar. Kulu Mirza canını zor kurtarır... Ancak daha sonra Şehzade Kulu Mirza tekrar ordularını toplayarak Molla Hüseyin'in üzerine yürür. Yaralanarak Molla Muhammed Ali'nin yanına kaçan Molla Hüseyin'in son sözleri: "Ben şimdi ölüyorum 45 sene sonra tekrar dirilip geleceğim. Sizler dinimizi yaymak için can verinceye kadar çalışın" olur. Molla Hüseyin'in ölümü üzerine başına yeşil sarık sarıp saldırıya geçen Molla Muhammed Ali, Şehzade Kulu Mirza'ya yenik düşer. Esir olarak gönderildiği Mazenderan'da idam edilir... Böylece Mazenderan'da başlayan Babi isyanları bastırılır.

1849'da Emir Mirza Taki Han, Huy Türklerinden ve Kargözlü Türklerinden asker toplar... Bunları İran'ın her tarafında çıkan isyanları bastırmak için kullanır...

Zencan'da; din bilginlerinden Molla Muhammed Ali Zencan, Muhammed Şah zamanında Babi olmuş, Tahran'da oturmaya zorlanmıştı. Malların müşterek, kadınların açık olmasını, Bab dünyayı ele geçirinceye kadar Eyyami Fetret sayılmasını, bu dönemde Babilerin ne yaparlarsa yapsınlar, Allah nezdinde sorumlu olmaya­caklarını söylüyordu. Bir müddet sonra kıyafet değiştirerek Tahran'dan Zencan'a gitti. Kısa zamanda 1520 bin mürit topladı. Mürit olanların hiçbir günahlarının kalmadığını iddia ediyordu.

Babilerin Zencan'da bu şekilde çoğalmaları Tahran'ı yeniden telaşlandırdı. Arslan Han üzerlerine gönderildi. Muhammed Ali Zencani de şehri siperler ve hendeklerle savunmaya başladı. Babi olmayanların malının Babiler'e helal olduğunu bildirip, halkının mallarını yağmalattırarak Babiler'e savaş azığı sağladı.

Çılgın Babi militanlarına hitaben Fethullah, Buhranlar Anaforunda İnsan isimli kitabının 16. sayfasında nasıl methiyeler düzüyor; İslam'a savaş açmış, sapkın Babi militanlara anlamsız methiyeler düzerken sanki geçmişte din yolunda gaza yapmış Bedr mücahitlerine methiye düzermiş gibi... Aslında İslam'a hücum edenleri övüyor...

Ne uğursuz gibi görünen gecelerin karanlığı, ne de üst üste yığılmış problemlerin çokluğu onları asla şaşırtmaz. Nuh tufanına uğrasalar, ihtimal ki, ayakları ıslanmadan geçer giderler. Ad'm ahkafını görseler, azim ve iradelerinden hiçbir şey kaybetmeden yine hedeflerine doğru ilerlerler. Ne Nemrud'un ateşi, ne de Firavun'un gururu, ne de Sezar'ın zulüm ve istibdadı onları korkutamaz ve sindiremez...

 
 

Necmettin Erbakan İsrail ile Kaç Askeri Antlaşma imzaladı?

Necmettin Erbakan İsrail ile Kaç Askeri Antlaşma imzaladı?