Dinsel Terörizm: Hassan Sabbah Hareketi
Iran'lı şeyh İbni Aktaş'ın tekkesinde yetişen Hassan Sabbah, Şia akımı ile temsilcisi olduğu Mecusi Fars kültürünü birleştirmişti...
İsmailiye mezhebi denen bir Batıni hareketi ortaya çıkartıyor bir dönem Mısır'a giderek, Mısır'daki Fatimi halifesi ile görüşerek orada eğitim görüyordu...
Mısır'dan İran'a geri dönen Hassan Sabbah, 1090 yılında Kazvin şehrinin kuzeyindeki dağlık bölgede bulunan Alamut Kalesi'ni içerdeki gizli müritlerinin yardımıyla, bir gece baskını ve hile ile kaleyi ele geçiriyordu...
Artık, yıllardır gizliden yürüttüğü propagandayı açığa vurma zamanı gelmişti. İran'ın dört bir tarafında bulunan müritlerini Selçuklu Devleti'ne karşı ayaklandırdı. Sağ kolu olan Dai Hüseyin'i Kuhistan bölgesine gönderdi. O bölgedeki kaleleri ele geçirdi.
Daha sonra İsfahan bölgesini ele geçirdi. Akabinde fedai birlikleri kurarak, haşhaşi timlerini (bu fedailer suikastlerlere haşhaş yani afyon içip gittikleri için bu ad verilir.) Selçuklu ve Harzemşah Türk devletlerinin vezir ve komutanlarının suikastle ortadan kaldırılmasına karar verdi.
Selçuklu vezirlerinden Nizamül Mülk ve Keşhani, Hassan Sabbah'ın fedailerinin hançeriyle can verdiler. En önemlisi Büyük Selçuklu Başbuğu Alparslan, elleri bağlı vaziyette esir edilip huzuruna getirilen İsmaili bir kale komutanının, ellerini çözdürtünce, koynundan çıkardığı hançerle kahpece vurulması sonucu şehit oluyordu...
Selçuklu Türk devletini yıkan bu Fars terörü, artık İran, Afganistan ve Irak'ı kan gölüne çevirmişti. Alamut kalesinde 1124 yılma değin bir keşiş hayatı yaşayan Hassan Sabbah'ın müritleri, gece gündüz şarap içiyor, namaz oruç dahil İslam'ın gereklerini ortadan kaldırıyorlardı... Öldükten 40 gün sonra yeniden dirileceklerine inanarak dehşet verici intihar saldırıları yapmaktaydılar...
Hassan Sabbah, yaşlanınca öleceğini anlayınca kale komutanlarından Buzurg Ümmid'i yerine gösterdi... Buzurg Ümmid'in torunu Hasan, mehdilik iddiasıyla ortaya çıkar, büyük babasını öldürür ve kendini lider ilan eder. 1164 yılının Ağustos ayında, (Ramazanın 17. günü) kıyamet festivali altında bütün müritlerin toplandığı bir toplantı düzenler. Kıbleye ters çevrilmiş bir minbere çıkarak kendisini Allah'ın vekili ilan eder, içki ve zinayı serbest kılar... Mazdek'in geçmişteki sapık geleneği olan kadınlarda ve malda ortaklık ilkesini geri getirir. Müritlerini reenkarnasyona inandırarak 40 gün sonra dirileceklerini telkin eder... Kendisini ziyarete gelen halifenin elçisinin önünde 50 tane fedaisini bir el hareketiyle kale surlarından aşağıya intihara yollar.
Halife Mustarşit, İsmaili suikastçilerin hançeriyle can verir. Yine Selçuklu Sultanı Sencer bu dönemde Hasan Sabbah'ın gönderdiği Wr suikastçı tarafından hançerlenir, ancak yaralı olarak kurtulur. Bu arada Orta Asya'dan hücuma geçen Cengiz Han'ın oğullarından Hülagü'nün ordusu (1253) Ceyhun nehrini geçerek İran'a girer... Moğol ordusunun tamamı 280.000 kişiden oluşur. Aynı zamanda KitbukaNoyan kumandasındaki öncü birlikler Girtku Kalesi'ni kuşatırlar... Ardından İsmaili tarikatının son reisi olan Aladdin Burşah'a haber göndererek 21 Mayıs 1254'te KitbukaNoyan ve İlkeNoyan Tun kalesini fethederler. Bir dönemin sonu kendiliğinden gelmektedir... 26 Kasım 1256'da da Alamut Kalesi'ni ele geçirerek İsmailiye terörünü kılıçtan geçirilir... Hülagü Han kaledeki kitapların yakılmasını emreder...
Mengü Han tarafından Moğol ordusuna gönderilen bir buyruk ile İsmaililerden bir tek kişinin bile sağ bırakılmaması emredilir... Iran ve Suriye'deki İsmaili fedailerinin hepsi imha edilir...
Türk komutanı Afşin Alp'in 837 senesinde Babek'i kesip İslam dinini Batınilerden kurtarması gibi, Türk Asena soyundan gelen Cengiz Han'ın oğlu Hülagi Han da Alaaddin Gurşah'ı ve bütün İsmailileri kılıçtan geçirerek İslam dünyasını kurtarmıştır...
Zaten, Batuhan ve Mengühan hariç şamanist Hülagü Han'ın sonradan İslam dinine iman ettiğini biliyoruz.
Bu arada Batıni inançları kısaca anlatmakta fayda var... Fazla detaya girmeden Batıniliğin devamı olan Bahailik de bu sapık inançların bir devamıdır. Mesala toplumun saygı gösterdiği şöhret yapmış kişileri kendilerinden gösterme metodonu benimserler... Batıniler ayet ve hadisleri kendi menfaatlerine göre yorumlayıp namazı bile bu yöntemle uygulamadan kaldırmışlardı... İslam'dan evvelki Zerdüştlerin Desatis adlı kitabında 7 tane kutsal yıldıza göre her işi inandıkları 7 tane ilkeye göre oranlarlar. Bugün Türkçemize bir deyim olarak geçmiş "Hile, Desise" sözü Zerdüşt Sapkın dininin kutsal kitabı saydığı "Desatis" kavramından gelmektedir. Örneğin bir Müslümanın beynini yıkayıp zaman içinde dinden çıkartıp Batıni yapma yöntemleri şunlardır.
1 İmam: Bütün Batınilerin reisi olan zattır.
2 Hüccet: İmam vekilidir.
3 ZüMassa (süt emen): Batıni bilgisini Buccet'ten alandır.
4 Daia Ekber: En büyük davetçi en büyük propagandacıdır.
5 Daia Mezun: İzinli davetçi propagandacıdır.
6 Mükelleb: Avlanmaya alıştırılmış
7 Mümin: Batıni mezhebine girmiş olan
Batınilerin boşluktaki Müslümanları tuzağa düşürmekte kullandıkları taktikler ise şunlar:.
1 Teferrüs (Anlamaya çalışmak): Mükellebler, Batıni olmayanlar arasında bu mezhebi kabul edebilecek adayları bulup fikirlerini çelerler; onların huylarına uyarlar, kendilerine bağlarlar.
2 Tenis (IMaşmakUyuşmak): Niyeti anlaşılan adamı, sözleriyle hareketleriyle kendisine bağladıktan sonra, onun yapısına uygun konular açarak, Batın bilgisinin yüceliğini anlatarak dostluğunu
azanırlar; Onu Batıniliği kabule hazırlamaya başlarlar.
3 Teşkik (Şüpheye düşürmek): Batıniliği kabul edecek bir duruma gelen kişiyi, zahiri anlamlar küçümsenerek, bunların Batini
nlamları olduğu söylenir. Göklerin, yerlerin, yıldızların yedi oluşuna ve buna benzer şeylere de temas edilip, insanda şüphe uyandırılır.
4 Ta'hyk (İleriye bağlayış)
5 Rabt (Bağlamak): Propogandacı, adamın mezhebine, meşrebine göre sıkı şartlarla yemin ettirir. Öğreneceği sırları, tanıdığı ve tanıyacağı kişileri kimseye söylemeyeceğine dair söz alır. Artık bu adam Batıniliğe girmiştir.
6 Tedlis (Gizlemek, Karanlıkta bırakmak): Öğreneceği sırların önemi, her münasebette belirtilir.
7 Te'sis (Kurmak): Batıniliği benimsemiş olan bu kişiye yorumlar, yavaş yavaş söylenmeye ve onun Batıniliğe inancı güçlendirilmeye başlanır.
8Hal (Çıkarmak): Yavaş yavaş din, iman hükümleri ortadan silinir.
9 Selh (Derisini yüzmeksoymak): Bu dereceye ulaşan Batıni nazarında, ne mezhebin, ne dinin, ne imanın bir önemi vardır. Ona göre bütün bunlar, insanın aklından doğmuş şeylerdir. Bu sapkın tarikatlarda Selh aşamasına kadar beyni yıkanmış müridin beynindeki bütün bilgiler propagandayla silinir ve müridin adı değiştirilir. Bugün faaliyetteki birçok tarikat uzun bir süre eğitim verdikten sonra müridlerinin adını ikibinli yılların Cumhuriyet Türkiyesi'nde metropol İstanbul'da bile değiştirdiklerini duymaktayız.
Osmanlı döneminde şair olarak tanınan Batıni şeyhi Nesimi, kendi selh olarak adlandırıldığı için, Şeyhülislam fetvasıyla derisi yüzülmek suretiyle ortadan kaldırılmıştı... Batınilerde, (namaz kılan zümresinde) namaz üç vakittir.
10 Takiye: Batıni inancının en temel prensibidir. Batıniler takiye yaparak gerçek inancını gizleyip Müslümanlarla kaynaşırlar.
Batınilik İran'da kılıçtan geçirilse de reenkarnasyona uğrar adeta. Ve her dönem yeni bir şeyhin liderliğinde hortlar...
urufilik
1339 yılında İran'ın Esterabad şehrinde doğan Şıhabiddün Fazlullah isimli, yarı deli birinin uydurduğu bir dindir. Batini Şeyhi Hasan'ın eriştirmesi olan Fazlullah, soyunu Hz. Muhammed'e dayandırdığını ddia ederek 1836 yılında Tebriz'de kendini peygamber ilan ederek akü ve Tebriz'de taraftarlar edinir... Ancak, dini bütün İran halkının epkisi üzerine tutuklanarak, Alıncak Kalesi'ne hapsedilir...
İranlı din adamlarının kurduğu bir mahkeme tarafından yargılanır ve idama mahkum edilip, 1394 yılında idam edilir... Cesedinin ayaklarına ip bağlanarak sokaklarda sürüklenir. Bütün Müslüman halk, cesede hakaret ederek tükürür.
Tevil adını verdiği dinini 7 kişiyle yaymaya başlar. Babek, Cavidaniye ve İsmailiye akımının bir devamıdır. Fazlullah'm, Cavidamıame isminde Farsça yazdığı bir kitabı da vardır. Ayrıca Nevmname isimli, saçma apan rüya yorumlan ihtiva eden, Farsça bir başka kitabı daha ulunur...
65
Hurufilik İnançları
Hurufilere göre varlığın oluşumu sesledir. Ses, gayb aleminden madde alemine gelen her şeyde vardır. Cansız iki şeyi birbirine vurunca ses duyulur ama canlıların özünde ses vardır. Sesin kemali sözdür. Bu da ancak insanda vardır. Sözler harflerden meydana gelir. O halde sesin ve sözün aslı harftir.
Kuran ve Arapça 28 harften meydana gelmiştir. Buna kıyasla Farsça da 32 harf vardır. Fazlullah'm mukaddes kitabı Cavidan 32 harften meydana gelmiştir.
Fatiha suresini hurufiler, Kuran'm özü olarak kabul ederler. Bu yüzden Fatihaya "ümmül kitap" yani "aslı" denilmiştir.
Fazlullah, namazı, orucu, haccı, zekatı bütün dini hükümleri 28 ve 32 harfe tatbik ederek uygular. Örneğin: Yolcu olmayan kişinin günde 17 rekat, yolcu olanınsa 11 rekat kılmasını hükme bağlar. Dikkat edilirse toplamından 28 sayısı çıkar.
Hurufilerce kainatın üç devri vardır.
1 Nübüvvet: Adem peygamberle başlamıştır. Ondan sonra Hz. Muhammed'de kemalini bulmuştur.
2 İmamet Hz Ali ile başlamıştır. Bu dönem, 11. imam Hasanül Asker ile son bulur...
3 Uluhiyet: Mehdi olan Fazlullah ile başlamıştır. Bütün peygamberler, Fazlullah'm şahidi, tanığı ve müjdecisidirler.
Fazlullah, ismi üzerinde Bahailerin de kullandığı eski bir Yahudi inanışı olan Kabala 9 ve 19'un katları hesabıyla peygamberliğini ispata çalışır... Aynı inanış Bahailerde de hakimdir..
31.01.1986 yılında İzmir İl Nüfus Müdürlüğünde 3881 kayıt no'lu kimliğindeki ismini Fetııüah\dLX\\ FeîHııllalı şeklinde değiştirmesinin tek açıklaması var: Bahailik inancına göre ilerde peygamberlik iddiasında bulunabilmek için ismini değiştirmiş adını ebcet hesabına uydurmuştur.
Fethullah Gülen bugün Bahailerin gizli lideri olarak örtülü faaliyetlerine devam etmekte, kendisini mesih ilan edeceği güne hazırlamaktadır.
Fetlıııllalı
Fazlullah
Cavidanname'yi Kuran gibi bir din kitabı olarak ilan etmekten çekinmediler... Fazlullah bu uydurma dini kurarken tasavvufa da tecavüz etmiş Vahdeti Vücut inancını, insanı kamil, olgusunu: "varlıklar insana, insanlar da tek insana tabidir" hükmüne bağlayarak kendilerince peygamberliği geçirdiklerini düşünüyorlar...
Hurufi dinine bağlı insanlar namazı Fazlullah'm kıldırdığını kabul derek kendilerini ibadetten muaf tutarak cennetle müjdelendirildiklerini iddia ediyorlardı... Bu yolu seçenler Kuran'ı Kerim'de geçen farzların hepsini kendilerine malederler. Şehadet kelimesini Eşhedü enla ilahe illa Fazlullah dedikleri gibi ezan ve kaameddeki şehadete de fazl dmı katmışlardır. Fazl'ın öldürüldüğü Alıncak'ta hac yaparlar. Maktelgah dedikleri Fazl'ın öldürüldüğü yerde ihrama bürünüp 7 kere tavaf ederler. Görüldüğü üzere Hurufiler Kabe'yi tavaf etmek yerine Alıncak'taki Makîelgah denilen Fazullah'ın kabrini ziyaret ederek Hz. Muhammed yerine Fazullah'ı peygamber kabul eden İslami görüntü altında sapkın bir cemaattir.
Fazlullah'm dinini bu dönemde Anadolu'da yayan Batıni Şeyhi Nesimi o dönem yaptığı propagandalarda insanın ölüp cesedinin çürümesinden sonra ruhun gerçeğe varacağını ve Şeriatı uygulama mecburiyetinin kalkacağını iddia ediyordu... Nesimi zamanla öylesine sapıttı ki, peygamber olarak tanıdığı Fazlullah'ı geçerek kendini tanrıyla özdeşleştirdi.
Fethullah Gülen Efendi Yeşeren Düşünceler isimli kitabının 7. ve 8. sayfasında Nesimi gibi birini Müslümanlara nasıl örnek veriyor: Günde birkaç defa düşünce ve hülyalarımızı besleyen namaza ait sırlı ve sihirli hareketler, her zaman bizi maverailiğe taşıyabilecek bir yol ve bir menfez bulur ve gönüllerimize:
Mekanımla mekan oldu
Bu cismim cümle can oldu
Nazarı Hakk ayan oldu
Özüm mesti lika gördüm (Nesimi)
dedirtir.
Fazlullah öldükten sonra Hurufilik çok sıkı bir takibe uğradı... O dönemde İran'ı yöneten TimurlenkOğullarmın Celayirli devleti, Hurufiliğe hiçbir zaman göz açtırmadı... Fazlullah'ı idam ettiren Timurlenk'in oğlu MiranŞah'tan 1447 yılında kardeşi ŞahRuh'a suikast düzenleyerek intikam almaya çalışacaklar ancak başarılı olamayacaklardı... Suikastçı Ahmet Lor suikast teşebbüsünden sonra öldürülecekti...
İran'daki birçok Hurufi öldürülmüş, cesetleri yakılmıştı... Ardından Fazlullah'm torunu Emir Nurullah hapse atıldı. Görüldüğü üzere sahte peygamber Fazullahı'n torununun adı da "Nur"inancına atfen "Nurullah" olarak tarihe geçmiştir.
Daha sonra, 1467 yılında, Tebriz'de Fazlullah'm kızı kanlı bir ayaklanma başlatacak, bunun sonucunda da binlerce Hurufi ve Fazlullah'm kızı öldürülerek dağ gibi yığılmış cesetleri yakılarak imha edilecekti...
Söz konusu dönemde Hurufilik Osmanoğulları ülkesinde saraya sızacak kadar güçlenmişti. Özellikle Edirne'de güçlenen Hurufilik akımı, Vezir Mahmut Paşa'nm anlatımıyla Fatih Sultan Mehmet'i de etkilemişti (1460). Bu gelişmeler, Osmanlı paşaları ve sadrazamlarını genç padişahın geleceği hususunda endişeye sevk ediyordu.
En sonunda 1474 yılında Edirne Üç Şerefeli Camii'nin müderrisi olan Fahrettin Acemi'nin (Dikkat edilirse Bülent Ecevit'in babasının adı da Fahrettin'dir.) fetvasıyla birçok Hurufi, diri diri yakılmak suretiyle imha edilecekti... O dönem Osmanlı sadrazamlarının Hurufilere karşı kararlı davranması, anlaşılan Fatih Sultan Mehmet'i de gelen tehlikeye karşı uyandırmış olmalı... Ama yine de bu etkileşim meyvelerini verecek, IV. Murat döneminde ortaya çıkan Rafızilik akımı ve Bektaşi şeyhlerinin bazıları bu akımdan etkileneceklerdi...