Gözler Yalan Söylemez
Yaklaşık 4 yıldır Fethullah Gülen hakkında ciddi şüpheler besliyordum. Bu düşüncelerim ortada hiç birşey yok iken bir suçlu gibi Amerika'ya kaçmasından sonra yoğunlaştı. İlk bakışta göze çarpmayan bir şey vardı O'nda yakalanmayan... Herkesin göremediği farklı, çirkin bir şey vardı. Öyle seziyordum...
Gecenin sessizliğinde defalarca Fethullah Gülen'in resimlerini önüme koyup, gözlerindeki o ifadeyi inceliyordum... Gazetelerden, dergilerden ve kitaplardan kestiğim yüze yaklaşan resmi vardı. Yüzünün, burnundan aşağısını ve kaşlarından yukarısını kapattığım zaman hep aynı ifadeyi görüyordum: Suçluluk ve yalancılık...
Fethullah Gülen'in resimlerinde yakaladığım bu suçluluk ifadesi, resimlerin çekildiği andaki psikolojisine göre farklılıklara ayrılır. Kimi resimde Fethullah'ın gözleri annesine çişini söylememiş ve altına kaçırmış bir çocuğun mahcubiyetini içerir. Kimi fotoğrafında hanımına ihanet etmiş bir erkeğin hınzırlığını görür, kimisinde de patronuna ihanet ederek kalem oyunu ile para sızdıran bir muhasebecinin suistimalci ifadesini...
Resimler ne kadar değişirse değişsin Fethullah Gülen'in gözlerinin ele verdiği suçluluk ifadesi değişmiyordu... Kendi kendime hep muhasebe yapıyordum... Bu adamın bir din adamı olarak neden gözlerinden suçluluk duygusu akıyordu? Acaba, gizlediği büyük suçlan mı vardı, Müslümanları kandırarak ve kullanarak büyük hatalar mı işlemişti? Yoksa, Fethullah Gülen'in devletin güvenlik güçlerinden, Türk halkından, hatta kendi müritlerinden gizlediği sırları mı bulunuyordu? Fethullah Gülen her dakika o büyük suçlarının ortaya çıkacağından korkarak mı yaşıyordu? Veya bir tarikat liderinin boyunu çok aşan, gizli ve örtülü faaliyetlerin liderliğini yaptığı için mi, içine ufak bir korku düştüğü zaman Amerika'ya kaçıyordu...
Kafamdaki sorular arttıkça Fethullah Gülen hakkındaki araştırmalarıma büyük bir hız veriyordum... Bu kitapta, Fethullah Gülen hakkında Emniyet'in yayınladığı bir rapora da yer vereceğim. Ve bu çalışmada sizler de benim gibi merak ettiğiniz ya da kafanıza takılan birçok sorunun cevabını bulacaksınız. Ama asıl önemlisi, bu kitabı okurken yeni yeni sorular sormaya başlayacak ve mutlaka cevaplarını arayacaksınız.
Öz kardeşim, Emre Gülaltay dahil akrabalarımdan birçok kimse Gülen'den etkilenmişti. Zaman zaman ben bile Türkçü ve muhafazakâr aile mensubu olarak, İslam adına hareket ettiğini söyleyen bir din adamı ve O'nun örtülü faaliyetlerini ortaya çıkarma adına yaptığım çalışmalardan rahatsız oluyordum...
Fakat hayatta tek övünç kaynağım Türkçülüğümdü... Türk soyundan geldiğine inanan bir Türkçü olmam bu çalışmayı yapmam için gereken güç ve takati veriyordu...
Yabancı gizli servislerle elele verip, Türk Ulusunun istikbali üzerine kefen biçenlerle dövüşmeye ant içmiş fertlerden biriyim... Kandırılan ve sömürülen Nurcu müritler kitlesi, Türk ulusunun, yani benim ulusumun mensuplarıdır.
Bunu da bırakırsak; Fethullah, kardeşimi ve akrabalarımı kandırarak benim aileme karşı da suç işledi...
Türkçülüğün atası Atatürk'e hakaret eden bir düşüncenin Cumhuriyet'i kökünden yıkıp, Türk ulusunun özgürlüğüne kast eden bir doktrinin, Orta Asya Cumhuriyetleri'ni Amerika'nın uydusu mandater devletler haline getirmeye çalışan bir ajanlık örgütlenmesinin...
Ve son olarak da, İslam'ı tahrif edip ortadan kaldırmayı hedef edinen bir dini akımın cezasını devlet vermezse, Türk halkı elbirliği ile vermelidir.