Şuanda 34 konuk çevrimiçi
Üyeler : 1
İçerik : 2324
İçerik Tıklama Görünümü : 116728
JoomlaWatch Stats 1.2.7 by Matej Koval

Countries

64.7% 
31.2% 
2.9% 
0.1% 
0.1% 
0.1% 
0.1% 
0% 
0% 

Visitors

Bu Gun  687
Dun  697
Bu Hafta  2044
Gecen Hafta  2126
Bu Ay  3327
Toplam  4613


Yazdır ePosta

M. ESEDin KURAN MESAJI - 1

 

Beyan Dergisfnin Ocak 2003 tarihli 47. sayısında "Çarpık ve Lakayt bir Anlayış M. Esed'in Kur'an Mesajı" isimli makalem yüzde doksan itibariyle okuyucudan hüsn-ü kabul gördü. Kur'an'ı doğrudan anlayan ve Kur'an üzerin­de yapılan çalışmalardaki hataları ilk bakışta görebilen hoca efendilerden takdir ve teşekkür mesajları aldım.

Yeni Şafak gazetesinde Sami Hocaoğlu (Mustafa İslamoğlu) ismiyle yazı yazan, kendisiyle Tefsiri Mealim mü­nasebetiyle bir kez görüştüğümü söyleyen; halen ismiyle müsemmasını birleştiremediğim bir zat tarafından da, bu yazım dolayısıyle yedi gün süreyle makale çerçevesi içinde savunma sadedinde eleştiriye muhatap oldum. Hocaoğlu, Milli Gazete yazarı, M. Şevket Eygi'yi, Prof. Dr. Suat Yıl­dırım'ı ve Ahmet Tekin'i hedef alarak eleştiriye devam et­mekte; eleştirisine noktalı virgül koyacağını belirterek de­vam edeceğini ima etmektedir.

M. Esed'in Türkiye şubesi avukatlığına soyunan bu zat, anlaşılıyor ki, müstear isim kullanmaktadır.

Bir ilim ve düşünce adamının, müstear bir isimle, hem de bir başkasını savunma ihtiyacı duyması, kimliğini saklayarak ortalara düşmesi, ya ilmine güvensizliğinden, ya marijinal fikirleri sebebiyle okuyucu nezdindeki itibarsızlı­ğından, yahut bir yasaktan kaynaklanır. Bu üç halin üçü de, müstear isimli Hocaoğlu için övünülecek bir durum değil­dir. Tezekten kendi kimliğine kavuşmasını dilerim.

Yazıdan, ilmi müzaheret gereği Muhammed Esed'i savunmadığı, fikirlerini paylaştığı, bir çokları gibi, ciddi bir kilde Kuran Mesajını okumadan öğrencilerine veya ya­kınlarına .tavsiye ettiği; dolayısıyla bu savunmayı da bir mâ­ada kendisini savunmak için yaptığı anlaşılıyor. Ancak, imliğini saklayarak fikirlerinden önce. okuyucuyu, şahsını okutmaktan mahrum ettiği için, yazdıklarının su üzerine zılmış yazı gibi geçici olmasına sebep oluyor.

Yerli dalmadığımı, M. Esed e çok yüklendiğimi, eleştiri| sınırlarını aşarak Esed'in imanını sorguladığımı, verdiğim ağır hükümlerle ilgili düşüncemi yazımın sonuna bırakarak, belki de, bu konuda bir şey söylemeye bile gerek İmadan çözümü, okuyucunun izanına, insafına, irfanına avale edebiliriz.

M. Esed, mesaja yazdığı önsözde kendisini bağlaya­cak prensipler arasında şunları da söylüyor.

1. Kur'an'da geçen dini terimleri, İslâm'ın kurumsal İfnasından sonra kazandıkları anlamlara göre tercüme et­ekten daima kaçınmalıdır. Hz. Peygamberin s.a. ağzın­ın duyanların taşıdığı anlam önemlidir.

2. Kur'an, münferit emir ve talimatların bir derlemesi değil, bölünmez bir bütün olarak .görülmelidir. Bir âyetin diğer âyetlerle irtibatlı olduğu, birinin diğerini açıkladığı, açtığı topyekün bir değerler sistemidir. Kendisi kendisinin en iyi tefsiridir.

M. Esed'i okuyucuya tanıtacak, Esed hakkında fikir sahibi yapacak gelişi güzel seçilmiş 50’ye yakın âyetteki anlayışlarını ortaya koyarken, kendisini bağladığı bu pren­siplere atıfta bulunacağız.

Şu, "Müslümanın üstüne vazife mi, vecibe mi" olan Bakara 73. âyetle konuya gireceğiz.

1. Esed bu âyeti: Biz dedik ki: "Bu (prensibi) bu gibi (çözümlenmemiş cinayet olaylarının bazılarına da uygulayın. Bu yolla Allah canları ölümden korur ve kendi iradesini size gösterir ki (bunu görüp) muhakemenizi kullan(mayı öğrene­bilirsiniz" şeklinde anlıyor. Bu âyet Bakara 67'den itibaren devam eden 7 âyetin hüküm cümlesidir. Bu âyeti önceki altı âyetten ayrı düşünmek mümkün değildir. Esed, 2/67-71. âyetlerde geçen "inek kesmeyi" kurban kesme, kur­ban etme; yine bu âyetlerdeki "inek"e raci olan zamirleri "kurban" olarak anlamış ve çevirmiştir. Bunlar maddî ha­tadır. Fasih ve doğru Arapça öğrenmek için uzun süre be­devilerin arasında yaşamış bir adamın yapmaması gereken hatadır. 72. âyetin son cümlesindeki "siz" zamirinden Hz. Musa şeriatındaki kolektif sorumluluğu çıkarmak, 73. âye­tin ilk cümlesindeki iki zamiri, mercii varken mercisiz bı­rakmak da maddi hatadır. Ayrıca, hayalî değil planlı bir kurgudur, Kur'aıVı tahriftir. Allah 72. âyetin son cümlesin­de İsrâiloğullarfnın gizlediklerinin açığa çıkarılmasından bahsederken, M. Esed meseleyi Hz. Musa şeriatındaki ko­lektif sorumluluğa havale ederek, konuyu kapatmakta, Al­lah'ı yalancı çıkarmaktadır. Bu da bir planlı tahriftir. Siz "âyet'e irade mânâsı veren bir filolog, bir bedevî, bir müfessir görkadünüz mü? Ama Esed 73. âyetin sondan ikinci cümlesindeki "âyet"e "kendi iradesi" mânâsını vermekte­dir. Bu da bir tahriftir. Kur'an'da belirtildiği şekilde ırkının özelliğini taşıyan bir tahriftir (Kur'an-ı Kerim 4/46). Tabii 7 âyette on bir yanlışı yapan 12. yanlışı 73. âyetin ikinci cümlesini tahrif ederek yapıyor. Buradaki "ölüleri diriltme" mânâsını "canları ölümden korur" mânâsı vermedeki cehaletine ölçü bulamıyorum. Evet, Kur'an'da kâfire iman ~asibederek hayat vermek, insanı yaşatmak mânâsına da ullanılan benzer ifadeler var. Ama burada öyle bir tercih atmerli cehalettir. Ayrıca M. Esed zamirlere merci bulamıayacak kadar da şaşkın. Demek ki Bedeviler arasında rapça öğrenmek zamir mercii bile bulmaya yetmiyor, edi âyette 13 hata yapan bir zat, tutuyor, geçmiş ulema-ı, müfessirleri gülünç iddialar ortaya atmakla suçluyor, "üstear isimle savunma yapan dost da, muhataplarını komiklikle itham ediyor. Şimdi sormak gerekiyor: Akıl alanı dışındaki bir âyeti, tahrif ederek akıl alanına çekmek akıl­ca bir iş midir, bu da ayrıca bir tahrif değil midir? Bu du-umda gülünç olan kim oluyor?

Müstear isimli Hocaoğlu: "Israiloğulları'yla ilgili, en lağan haberleri bile mucizevî bir havaya büründürmek üslümanın üzerine vazife midir, vecibe midir?" diyor. Bu yetlerde geçen olağan bir haber midir? Bu âyetlerde:

a) Hz. Musa'nın peygamberliğini tasdik eden bir mû-ize sözkonusu,

b) İnsanların saklı gizli yaptıklarının Allah'ın ilminden klı kalmayacağı,

c) Katilin açığa çıkarılması,

d) İnsanların yeniden diriltilmesinin Allah'ın kudreti dahilinde olduğu,

e) Allah'ın emri ve izniyle her şeyin kolaylıkla ger­çekleşebileceğinin ispatı sözkonusu ediliyor. Bunlar en ola­ğan şeyler midir?

Kur'an'da bahsi geçen bir şeyi, araştırmak, öğren­mek, açıklamak müslümanın üzerine vazifedir, vecibedir.

Yedi âyette 13 maddî hata yapan bir zatın, doğrunun tamamını görmesi, hiç hata yapmayanların doğrunun bir parçasını görmesi tam akılla söylenmiş aklın mantığın ka­bul edebileceği bir söz müdür? Şayet siz, müstear isimli Hocaoğlu (İslamoğlu) Kur'an ve Kur'an ilimleri ile ilgileni­yorsanız, bu akılla Kur'an'a yaklaşmanız mümkün mü?

2. M. Esed, Fatiha'nın 7. âyetindeki iki zümrenin kimler olduğunu, kocaman bir dipnot yazmış olmasına rağ­men söylememiştir. Halbuki bu zat, İslâmın İlk Yıllan adıy­la Buharî tercüme etmiş, önsözünde de Kur'an'ın saha­benin anlayışıyla anlama konusunda kendini bağlamıştır. Hz. Peygamber ve sahabe uBu iki zümre Yahudiler ve Hıristiyanlardır" demektedirler. Acaba bunları niye söyle­memiş olmalı dersiniz?

3. Bakara 14. âyetteki uşeyâtîn"e şeytanî dürtüler di­yor ve kaynak olarak da Râgıb'ın Müfredafmı gösteriyor. Râgıb'ın Müfredafı, Esed'in anlayışının tam aksini söylü­yor. Bu da bir maddî hatadır. Üstelik ciddi kaynaklara ha­yalî atıflar yapmak gibi çok fahiş kasıtlı yapılmış bir hata­dır, tahriftir.

4. Bakara sûresi 17. âyeti hiç anlamamış. Buradaki teşbihte, benzerlik yönünü bulamamış. Bir çokların yaptığı gibi laf olsun diye bu âyet çevrilmiş. Bu âyette münafıkların hali müjde veya uyarı ateşi yakan kimsenin çevresindeki kuşkucu kararsız kimselerin haline benzetiliyor. Hz. Mu­hammed s.a. de, müjde ve uyarı ateşi yakan kimseye ben­zetiliyor. Buradaki benzerlik grubadır, tek şahısa değil.

19. âyette de maddî hata var. Münafıkların hali, sa­ğanağa değil, sağanağa tutulanlara benzetilmektedir.

20. âyetteki "berk" de doğru anlaşılmamış. Orada da teşbih var. İslâm, berke, şimşeğe benzetiliyor.

  

_________________________________________

Kur’an Düşmanı ve Tahrifatçısı : M. ESED

 
 

Necmettin Erbakan İsrail ile Kaç Askeri Antlaşma imzaladı?

Necmettin Erbakan İsrail ile Kaç Askeri Antlaşma imzaladı?