KURAN ÖĞRENMENİN HER MÜSLÜMANA FARZİYTETİ
2. Kur'an, Araplar da dahil, münhasıran hiçbir milletin kitabı değildir, herkesin her müslümanın kitabıdır. İnsanlığa hitabetmesi, herkese tebliğ edilmesi bakımından da her insanın kitabıdır. Dili de Arab'ın benzerini meydana getiremediği Arapça'dır, Rabçedir.
Müslüman milletlerin içlerinden bir kısmının Kur'ân'ı ve İslâmî ilimleri öğrenerek, bu ilimlerde derinleşerek kendi milletlerine öğretmeleri farzdır (9/122). Müslümanlık iddiasında, beyanında bulunan ve İslâmî mükellefiyetlere muhatap olan bir müslümanın da mükellefiyetlerini yerine getirmesini sağlayacak miktarda Kur'ân'ı ve İslâmî mükellefiyetleri öğrenmesi farzdır. İnsanların sayısız dil öğrenebildiği, yabancı şarkılar öğrenip ezberleyebildiği, her türlü teknik imkânın bulunduğu bir çağda okuyup yazarak veya ezberliyerek Kur'an öğrenmenin zorluğundan bahsetmek, abesten de öte bir mânâ ifade eder. Her çeşit dile, her türlü teknik kullanıma kısa sürede adapte olan, evin ve sokağın eğitim alanı haline geldiği, okulda çocuğun din eğitimi gördüğü bir çağda bir yetişkinin Kur'an öğrenememesinden bahsetmesi ancak farklı bir niyete sahip olmasından kaynaklanabilir.
İbadet Kur'an İle Yapılır. Namaz Kur'an Okunarak Kılınır.
Allah, kitabında başka ifadelerle birlikte Kur'ân'ı, ibadeti "zikir"le de ifade etmektedir. Dolayısıyla bu ifadeden, Kur'an'ın okunmasının ibadet olduğu hükmü çıkmaktadır. Okunmasının ibadet olması ve öğüt alınması için Kur'an'ın kolaylaştırıldığı belirtilmektedir (54/17, 22, 32, 40).
Yaşar Nuri Öztürk, Anadilde ibadet kitabında Kur'an'da, ibadet sırasında açıkça Kur'an okunmasından bahsedilmemektedir diyerek körlüğünü ve cehaletini ortaya koymaktadır. 73/20, 17/110 âyetlerini bir daha okursa, ibadette namazda Kur'an okunup okunmadığını öğrenecektir. Kur'an öğrenmenin her Müslümana farz olduğunu da 28/85'den öğrenecektir. Öztürk muhtemelen gündemde kalmak, saltanatını devam ettirmek için haberi vahidlerle ortalık bulandırarak, tabiri caizse caka satmaktadır. Hadis aleyhinde söylenmedik söz bırakmazken, kendi fikrine destek sadedinde haberi vahidi kullanmaktan çekinmemektedir. Camide, toplu halde anadilde ibadet yapılamayacağını, namaz kılınamayacağını söylerken, evde yalnız kılınabileceğine hükmetmektedir. Bu durumda cami ve ev, anadilde ibadet etmemenin veya etmenin gerekçeleri, delilleri olmaktadır. Böyle bir anlayış, değil hukuk mantığında, Hotanto mantığında bile yoktur. Bir müslümanın kendi ana dilinde ibadeti, zaruret hallerinde kısa süreli geçiş dönemlerine has, milyonda bir oranında şahıslara mahsus hallerdir. Toplumu kamuyu ilgilendiren bir kural değildir. Bayrak açarak anadilde ibadet diye kitaplar yazarak ortalığa düşmenin, müslümanın huzurunu bozmanın ne mânâsı ne yeri vardır.
_________________________________________
Kur’an Düşmanı ve Tahrifatçısı : YAŞAR NURİ ÖZTÜRK