Şuanda 29 konuk çevrimiçi
Üyeler : 1
İçerik : 2324
İçerik Tıklama Görünümü : 116781
JoomlaWatch Stats 1.2.7 by Matej Koval

Countries

64.7% 
31.2% 
2.9% 
0.1% 
0.1% 
0.1% 
0.1% 
0% 
0% 

Visitors

Bu Gun  704
Dun  697
Bu Hafta  2061
Gecen Hafta  2126
Bu Ay  3344
Toplam  4630


Yazdır ePosta

TEK HAK DİN İSLÂM - 1

 

"Allah katında, Allah'tan gelen, tek ilâhî din, şeriat, düzen, medenî kurallar İslâm'dır. Kendilerine kitap verilen­ler, ehl-i kitap, kavimlerine gelen doğru bilgilerden sonra aralarında kural tanımamaya, hakka riayet etmemeye, te­cavüze ve isyana devam etmeleri yüzünden ayrı baş çeke­rek ihtilâf çıkardılar.

Allah'ın âyetlerini Kur'anj, birliğini gösteren delilleri inkâr edenler, küfre giren ehl-i kitap bilmelidir ki, Allah çook çabuk hesap görür" (3/19).

"Göklerdeki ve yerdeki akıllı ve sorumlu varlıklar ister istemez ona boyun eğip, teslim olarak hükmüne rıza gös­terdikleri, teşbih ile zikir halinde kanunlarına, kudretine boyun eğdikleri, İslâm'ı yaşadıkları halde, ehl-i kitap Al­lah'ın dininden, Allah'ın şeriatından başka din mi, düzen mi, medeniyet mi arıyor? Halbuki, sonuçta O'nun huzuru­na götürülüp hesaba çekilecekler" (3/83).

"Kim İslâm'dan başka yaşayacağı bir din, bir düzen, bir medeniyet ararsa, bilsin ki, Allah huzurunda kendisin­den böyle bir din, böyle bir düzen asla kabul görmeyecek, âhirette, ebedî yurtta da zarara uğrayanlardan olacaktır" (3/85).

Allah'ın dini uğrunda, samimiyetle, hakkını vererek, gerektiği gibi, hayatlarınızı ortaya koyarak, konuşarak, ya­zarak, hesapsız servet harcayarak cihad edin. O sizi seçti. Dinde, şeriatta, medenî kurallar arasında size ağır gelecek

 

hükümler koymadı. Atanız İbrahim'in dini, sünneti de böy­leydi. Daha önce de, bu Kur'an'da da, bütün peygamber­lerin ümmetlerine ve size İslâm'ı yaşayan müslümanlar adı­nı verdi. Allah'ın, ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dün­ya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasûlü Kur'ân'ı bilen, size tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir ör­nek önder, doğruları konuşan şahit olsun, siz de Kur'ân'ı bi­len bütün insanlara tebliğ eden, çözüm getiren güvenilir örnek önderler, doğruları konuşan şahitler olasınız, istedi. O halde, namazı âdabına riayet ederek, aksatmadan kı­lın. Vicdanlarınızı, servetinizi, sosyal bünyenizi arındıran, berekete vesile olan zekâtı verin. Allah'ın kitabına, emirle­rine sımsıkı sarılarak himayesine sığının. O sizin mevlânız, emrinde olduğunuz otorite ve koruyucunuzdur. O ne güzel mevlâ, ne güzel otorite ve koruyucu, ne güzel yardım eden­dir" (22/78).

Allah'ın koyduğu esaslar arasında, hıristiyanlık, yahudilik ve sâbiîlik diye de din veya dinler yoktur. Kur'an-ı Ker’im'de bunların geçmesi, vakayı tespit sadedindedir. Mâi­de sûresi 14. âyete "Biz hıristiyanız" diyenler ifadesi kulla­nılıyor.

uBiz hıristiyanlarız, diyenlerden de kesin sözlerini, ta­ahhütlerini almıştık, ama onlar da kendilerine tebliğ edilen­lerin, kitabın ve öğütlerin önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıyametin kopacağı güne kadar aralarına düş­manlık ve kin saldık. Allah yapmaya devam ettikleri dü­zenbazlıkları birer birer ortaya koyarak onları hesaba çeke­cektir" (5/14) buyuruyor. Benim hıristiyanlar adını verdikle­rini buyurulmuyor. Diğer kitap sahipleriyle bunlara "ehl-i kitap" adı veriliyor. Allah, iddia ettikleri inanç sisteminin din olmadığını bildiği için, din sahipleri olarak değil, kitap sa­hipleri, kitap okuyanlar olarak onları zikrediyor (bk.5/68).

Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)in Kur'an ile tebliğe başladığı din olan İslâm, kemale ermiş olan İslâm'dır.

"... Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Al­lah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar edenler, kâfirler, bugün dininizi, şeriatınızı, medeniyetinizi yok etmekten ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun.

Bugün dininizi, şeriatınızı kemâle erdirdim, olgunlaştırdım. Üzerinizdeki nimetimi, dinimi tamamladım. Liyâ­katinizden dolayı, hayatınızla içice, din olarak, şeriat ola­rak, medeniyet olarak size İslâm'ı layık gördüm..." (5/3).

Buna karşılık hristiyanların ve yahudilerin sahip ol­dukları inanç sisteminin hayli eksik olduğu zikrediliyor. " Kendilerine bu mükemmel kutsal kitaptaki bir kısım emir ve hükümleri uygulamakla sorumlu tutulan ehl-i kitap âlim­lerini görmüyor musun? Dalâleti, sapıklığı başlarına belâ olarak satın alıyorlar, sizin de yoldan çıkmanızı, dalâlete düşmenizi istiyorlar" (4/44).

Ehl-i kitabın şeriatlarının ilga edildiği de zikrediliyor. "Ey geçmiş kitapları sahiplenenler, kendi mensuplarınız­dan ve başkalarından gizlemekte olduğunuz, kitaplarınız* daki hükümlerden birçoğunu, size açıklayan birçok hükmü de yürürlükten kaldıran Rasulümüz, tebliğ ve davet görevi ile kesinlikle size de geldi. Allah'tan size bir nur, Muham­med, İslâm dini, Allah, insan, kâinat ilişkilerini, ilâhî düzeni açıklayan apaçık bir kitap Kur'an geldi"  (5/15).

Kitablarının tahrif edilmiş olduğu da belirtiliyor. "Ey geçmiş kitapları sahiplenenler, ibrahim hakkında deliller getirerek niçin tartışıyorsunuz? Halbuki Tevrat ve İncil, ke­sinlikle ondan sonra indirildi. Hâlâ akıllanmayacak mısı­nız?1' (3/65). "Ehl-i kitaptan öyle bir grup da var ki, okuduk­larını kitaptan sanasınız diye kitaptan okuyormuş gibi dillerini eğip bükerler. Halbuki okudukları kitaptan değil­dir. Bir de, bu Allah katındandır, derler. O Allah katından da değildir. Onlar bile bile Allah adına yalan söylüyorlar" (3/ 78). "Kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına itip örtbas ederek Allah'ın varlığını ve birliğini, kulluk ve ibadeti inkâr­da ısrar edenler, kâfirler, âyetlerimizi, indirdiğimiz kitapla­rı yalanlayanlar, işte onlar kaynayan, köpüren cehennem azabına maruz olanlardır" (5/10).

Kitaplarının unutulduğu da ifade ediliyor. "Biz hıristiyanlarız, diyenlerden de kesin sözlerini, taahhütlerini almış­tık, ama onlar da kendilerine tebliğ edilenlerin, kitabın ve öğütlerin önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeple kıya­metin kopacağı güne kadar aralarına düşmanlık ve kin sal­dık. Allah yapmaya devam ettikleri düzenbazlıkları birer bi­ter ortaya koyarak onları hesaba çekecektir" (5/14).

Bütün bu sebeblerle, sahibi olduklarını söyledikleri ttianç sistemine din ismi vermeyerek, kitap sahipleri, kut­sal kitapları okuyanlar ifadesi kullanılıyor. Hazreti Muham­med (sallallahu aleyhi ve sellem)in tebliğinin muhatabı ol­dukları açıkça ifade ediliyor. "Ey geçmiş kitapları sahiple­nenler, kendi mensuplarınızdan ve başkalarından gizlemek olduğunuz, kitaplarınızdaki hükümlerden birçoğunu, size Çiklayan birçok hükmü de yürürlükten kaldıran Rasulü­müz, tebliğ ve davet görevi ile kesinlikle size de geldi. Al­lah'tan size bir nur, Muhammed, İslâm dini, Allah, insan, kâinat ilişkilerini, ilâhî düzeni açıklayan apaçık bir kitap Kur'an geldi" (5/15).

uEy geçmiş kitapları sahiplenenler, Rasullerden son­raki fetret devrini, insanlığın peygambersiz kaldığı devri takiben hak dini, açıkça anlatan Rasulümüz tebliğ göreviy­le size de geldi. Kıyamet gününde, bize rahmetini, merha­metini, ihsanını, sevgini müjdeleyici ve sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan, uyarıcı gelmedi, şeklinde itiraz edemeyesiniz diye size de geldi. İşte size müjdeci ve uyarıcı gelmiştir. Allah'ın her şeye gücü kudreti yeter" (5/19).

Kitaplarının bir kısmını unutmuş, bir kısmını tahrif etmiş, bir kısmı ilga edilmiş kitap ehli hakkında "kitap eh­linden inkârda ısrar edenler..." oldukları belirtilmektedir. "Kutsal kitaplarda müjdelenen, oğulları gibi tanıdıkları âdil önder Allah'ın Rasulü Muhammed, hak delil Kur'an ile teb­liğ görevine başlayıncaya kadar, ehl-i kitaptan ve müşrik­lerden küfürde ısrar edenler, görevlendirilecek hak pey­gambere iman ederek tâbi olacakları konusunda verdikleri sözden ve kararlarından vazgeçmiş değillerdi" (98/1).

"Ehl-i kitaptan ve ilâhlığında, otoritesinde, mülkün­de, tasarruflarında Allah'a ortak koşan müşriklerden kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkâr­da ısrar edenler, Rabbinizden size bir hayır, Kurandan bir sûre, bir âyet indirilmesini arzu etmezler. Allah ise, rahme­tini, peygamberliği ve hidayeti, sünnetine, düzeninin yasa­larına uygun olarak, iradesinin tecellisine tâbi, akıllı ve so­rumlu kimselere lütfeder. Allah çok büyük lütuf sahibidir.

 (2/105) buyurulurken, küfür içinde oldukları, küfürde ısrar ettikleri belirtiliyor.

"Hakka ve tevhide yönelik inançları olanlar, sözde iman edenler, yahudiliğin takipçileri, hrıstiyanlar, sâbiîler, dinlerini terkedenler geçmişin kirlerinden arınarak Allah'a, Allah'a imanın gerektirdiği esaslara ve Âhiret gününe hak­kıyla imân edip, gevşekliği bırakıp, hâlis niyet ve amaçlar­la, İslâm esaslarını, İslâmî düzeni hayata geçirirler, iş barışı içinde bilinçli, planlı, mükemmel, meşru, faydalı, verimli çalışarak nimetin-ürünün bollaşmasını sağlarlar, yerinde, haklı çıkışlar yaparak, düzelmeye, iyiliğe, iyileştirmeye ön ayak olurlar, cârî-kalıcı hayırlar-sâlih ameller işlerlerse el­bette Rableri katında mükâfatları vardır. Onlara her iki dünyada da korku yok. Geride bıraktıkları yakınları ve ya­pamadıkları şeylerden dolayı mahzun da olmayacaklar" (2/ 62) âyetlerinin eksik anlayışlarından hareketle, sadece Al­lah'a, âhiret gününe iman eden, amel-i salih işleyen hristiyanlara da korku ve hüzün yoktur, yani ehl-i necattır de­mek, sakat bir anlayışı sergiliyor, İslâm ümmetini ifsad ga­yesini güdüyor. Şöyle ki:

 1. Kur'ân'ı Kerim bir bütündür. Bu bütünlüğü aşağı­daki âyetlerde net bir şekilde görüyoruz.

"Fâsıklar, kulluk sözleşmesinde kesin söz verdikten s°nra, Allah'a verdikleri taahhüdü bozanlar, koyduğu ilâhî düzene, şeriatına aykırı hayat yaşayanlardır. Allah'ın, riayet edilmesini, birleştirilmesini, bütün olarak düşünülmesi­ni, uygulanmasını emrettiği, bütün peygamberlerin tek da­vet ve tebliğ konusu İslâm dinindeki devamlılığı sağlayan ükümleri bir kenara atarak, ayrı dinler icat edenler; şer'î balları, şer'î düzeni, Kur'an'ın bütünlüğünü bozarak, par­çalayarak İslâm'ı tesirsiz kılmaya çalışanlardır. Yeryüzünde fesat çıkaranlardır, bozgunculuk yapanlardır. İşte asıl zara­ra, hüsrana uğrayanlar bunlardır" (2/27).

"Onlar, Allah'ın riâyet edilmesini, birleştirilmesini, bütün peygamberlerin tek davet ve tebliğ konusu İslâm di­nindeki devamlılığı sağlayan hükümleri, Kur'an âyetlerinin irtibatlandırılarak bütünlük içinde düşünülmesini, uygulan­masını emrettiği şer'î kuralları, şer'î düzeni eksiksiz uygula­yanlar, Rablerinden korkanlar, kötü bir hesaptan, ağır bir sorgulamadan endişe edenlerdir." (13/21).

"Allah'a verdikleri sözü kulluk sözleşmesi ile belgele­dikten, kesinleştirdikten sonra bozanlara, koyduğu ilâhî düzene, şeriata aykırı yaşayanlara, Allah'ın, riâyet edilme­sini, birleştirilmesini, bütün olarak düşünülmesini, uygulan­masını emrettiği, bütün peygamberlerin tek davet ve teb­liğ konusu İslâm dinindeki devamlılığı sağlayan hükümleri bir kenara atarak, ayrı dinler icat edenler; şer'î kuralları, şer'î hükümleri, şer'î düzeni, Kur'an'ın bütünlüğünü boza­rak, parçalayarak İslâm'ı tesirsiz kılmaya çalışanlara, ülke­de, yeryüzünde küfürle, zulümle, isyan ile, fitne ile fesat çı­karanlara lanet vardır, kötü bir yurt, cehennem vardır" (13/ 25).

"Andolsun ki, biz ilâhi kelâmı, birbiri ardınca onların lehlerine göndermeye devam ettik, şer'î ahkâmın, ahlâk1 ilkelerin, geçmiş örneklerin, örfün vaatlerin ve tehditlerin, müjdelerin ve uyarıların, Kur'an âyetlerinin birbirleriyle iril batlandırılarak, bir bütünlük içinde anlaşılmasını ve uygu' lanmasını emrettik. Ola ki bunun hikmetini düşünüp öğij alırlar." (28/51).

Kur'an'ın telifi, hafızana yerleştirilmesi, bütünlük kazandırılarak okunması ve okutulması bize aittir. Kur'ân'ı bütünlük kazandırarak okuduğumuz zaman, okunuşunu ta­kip et, bütünlüğüne riayet et, Kur'an ile amel etmek (75/17, 18) âyetlerinde net bir şekilde görüyoruz. Bu bütünlüğü bo­zanların niyetlerinin ifsad ve yaptıklarının fasıklık olduğunu da görüyoruz. Kur'an'ın bütününü dikkate aldığımızda anlı şanlı profesörlerimizle taze müslüman nüelliflerin anladığı mânâların anlaşılması mümkün değil.

2. Kur'an insan mantığı ile indirilmiş ilâhî bir kelamdır. "Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki, O Kur'an sizin kullandığınız düşünce usullerine, mantığınıza, konuş­ma üslubunuza benzer bir üslupla indirilen hakça düzeni içeren hak bir kitaptır" (51/23). Müslümana hitab eden, müslümanın muhatabı olduğu bir sözleşmede, İslâm'ın bü­tün esaslarını tanımayanlara imtiyaz tanımak, insan man­tığına da sözleşme mantığını da aykırıdır. Kur'an, "Eğer ehl-i kitap ve diğerleri de, sizin iman ettiğiniz esasların ta­mamına hakkıyla iman ederlerse, hak yola girmiş, hidayeti bulmuş olurlar. Eğer imandan yüz çevirirler, güç ve ikti­darlarını kullanarak halkı yönlendirirlerse onlar gerçekten hakka muhalefet ve bir düşmanlık içindedirler. Onların şer­rine karşı Allah sana yeter. O her şeyi işitir, her şeyi bilir" (2/137) âyetiyle, ehl-i kitabın ve diğerlerinin de, müslümanların iman ettiği esaslara iman etmeleri halinde hidayete ereceklerini, ehl-i necat olacaklarını açıkça belirtiyor.

3. Aynı konudaki sonraki kanunların, önceki kanun­ları yürürlükten kaldıracağı, salim bir insan mantığının, ön­ceki kanunların uygulanması üzerinde ısrar edemeyeceği bedahet derecesinde aşikârdır. Aynı şey Kur'an ile önceki kitaplar için de sözkonusudur (bk.5/15).

4. Bütün müfessirler, Allah'a imanı, "Allah'a ( Al­lah'a imanın gerektirdiği esaslara iman "şeklinde anlamış­lardır. Doğru olan anlayış bu olduğu gibi, buradaki şart eda­tı olan "men" de, kendisinden önceki hali ve durumu orta­dan kaldıran bir edattır. Yani, bir münafık, bir yahudi, bir hıristiyan, bir sâbiî sahibi olduğu inanç ve düşünceyi, içinde bulunduğu hali terk ederek Allah'a ve Allah'a imanın ge­rektirdiği esaslara, âhiret gününe iman eder ve amel-i salih işlerse demektir. Dolayısıyla, ehl-i kitaba mensup biri, bir taraftan içinde bulunduğu hali yaşarken, diğer taraftan Al­lah'a, ahiret gününe imanı ve amel-i salih işlemesi kendisi­ni kurtarmaz.

Burada şunu da belirtmekte fayda var. Ayette "iman edenler..." şeklinde kelime mânâsı verebileceğimiz ifade, samimi ve kâmil mü'mini değil, sözde iman edenleri (bk. 5/ 41) ve gönüllerinde iman kırıntısı olanları içermektedir.

  

_________________________________________

Kur’an Düşmanı ve Tahrifatçısı : YAŞAR NURİ ÖZTÜRK

 
 

Necmettin Erbakan İsrail ile Kaç Askeri Antlaşma imzaladı?

Necmettin Erbakan İsrail ile Kaç Askeri Antlaşma imzaladı?