Kur’an Düşmanı ve Tahrifatçısı YAŞAR NURİ ÖZTÜRK’LE İLGİLİ GENEL DEĞERLENDİRMELER
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'le yetmişli yıllara dayanan bir dostluğumuz var. O yıllarda (Nisan - 1976) neşredilen Hallac-ı Mansur ve Eseri isimli kitabın redaksiyonu ve basımı konusundaki ilgim dolayısıyle Öztürk kitabının 59. sayfasında Ahmet Tekin'e teşekkür de etmiştir.
Hatta müşterek dostumuz ve rahmetle anılacak hizmetler yapan ağabeyimiz Fethi Gemuhluoğlu ile de ortak hatıralarımız mevcut. Müşterek dostlarımızın ve büyüklerimizin erken hakka yürümesi, benim doktoramı yarım bırakarak uzunca bir süre İstanbul'dan ayrılmam ilişkilerimizi zayıflatmıştır.
Beyan dergisi sahibi Ahmet Zeki Sarıhan, Öztürk'ün Kur'an-ı Kerim meali ile ilgili bir eleştiri yazmamı isteyince, küllenen dostluğumuzun, Öztürk'ü incitme pahasına da olsa, yeniden canlanacağını düşünerek sevindim. Kendisine daima, sadece iltifatta bulunanların dostları olmadığını, dostun acı söyleyeceğini, fakat doğruları söyleyeceğini, otuz sene sonra bir defa daha hatırlatmak istedim.
Sûfî okulundan, tasavvuf uzmanlığından, istinsah yaparak çağdaş müfessirliğe; çöplük temizleme niyetiyle tahrifat yapıp, fetva eminliğine; İslâm sosyalizminden CHP'ye; Fatih Camii hazîresinde sabah namazından sonra Merhum Mustafa Efendi'nin yanında Rahman sûresi okumaktan Moon Tarikatıyla ilişkilere; mahalle camii imamlığından, mehdîliğe ve çıplak uyarıcılığa; yerde debelenen, kıpırdayan bir varlığın, dâbbet'ül-arzın, tekerlekli sandalyeye mahkûm alil, ateist bir kimseyle (Stephan Havvking) yorumlamasına; bir takım teknik imkânlar sebebiyle ezana ihtiyaç kalmadığı düşüncesine, esen rüzgara göre mealinde yaptığı değişikliklere, tahrifatlara; İslâm'ın dışında meşru dinler icat etmeye; Kur'an mealinin öneminden peygamber ve hadis düşmanlığına; marijinal fikirlerine şaz hadisleri kaynak göstermeye; evliya menkıbeleriyle yetişerek evliya düşmanlığına nasıl geldiği konuları açmazlara düşen, çelişkiler içindeki bu eski dostumu ilim adamlarının incelemesine, analizine değer hale getirmektedir.
Bu hususların her biri birer kitaplık konu olmakla birlikte, bunlardan birkaç tanesini kısaca irdelenip, kamuoyunun dikkatini çektikten sonra, Öztürk ile M. Esed'in meallerinde ve Süleyman Ateş'in Tefsirinde ilk anda göze çarpan hataları, tahrifleri göstermek istiyorum.
1. Öztürk, Ateş, Bayraklı, Esed, Hoffmann ve benzerleri 2/62, 5/69, 5/48 âyetlerinden, Kur'an'ın bütünlüğünü dikkate almadan, yüzeysel anlayışlarına dayanarak, bu âyetlerdeki kelimelere verdikleri mânâlarda maddi hatalar yaparak veya kafalarındaki, gönüllerindeki düşünceleri Kur'an âyeti imiş gibi göstererek, Allah'a ve âhirete imanı ve İslâm'ın emrettiği amelleri içermeyecek şekilde anladıkları amel-i salihi yeterli görerek, yahudiliği, hristiyanlığı ve sâbiîliği meşru din sayıyor ve bunların saliklerinin kurtuluşa
ecekleri düşüncesini ileri sürüyorlar. Öztürk gibi kendisi-i ulemâ-i benâmdan sayanlar, soru-cevap veya fetva adı tında bunları söylerken müslümana hakareti de ihmal etmiyor. Esed gibi ciddi kaynaklara hayali atıflar yapanlar, ir'an'ın mantığını, bütünlüğünü ve dilini bozanlar, Kur'an etlerini tahrif ederek geçmişten günümüze kalan muharef Tevrat ve İncil'in tasdikini Kur'an'ın metnine geçiriyorlar. Hoffmann gibiler mezkûr üç âyeti Kur'an'ın muhkem âyetleri sayarak, Allah katındaki tek dinin İslâm olduğu hükmünün ya mensuh olması gerektiği, yahut da, müslümanların bu âyetlerdeki ifadeleri yeniden yorumlamaları erektiği fikrini ileri sürüyorlar (Zaman Gazetesi, 3 Ocak 999, Akit gazetesi, 4-8 Şubat 1999). Bununla da yetinmiyor, ir müslümanın bu dinlerden birini seçebileceğinin meşru-ğunu, Kur'an'daki bu üç âyetin bu meşruiyete delil oldu-unu ileri sürebiliyor. Bayraklı gibi, Kuranı doğrudan anlama derecesine eremeden tefsir yazma özentisi içinde olan, bir yanlış hüküm üzerine sayısız yanlış hükümler bina erek yanlışlar zinciri oluşturuyorlar.
Prof. Ateş ise Türkiye'de bu fitnenin ve ifsad edici layısın baş aktörüdür.
İlmi disiplinden, Kur'an'ın bütünlüğünden, gerçekleştirrmek istediği hedeften uzak salkım saçak bir anlayışın, gelecek nesilleri yakacak bir fitne ateşinin, ekonomik sıkıntılar içinde bocalayan İslâm milletlerine verecekleri zarın takdirini samimi mü'minlerin idrakine bırakarak sadece Kur'ânî bakış açısından bu konular üzerindeki görüşlerini sizlerle paylaşacağım.
Allah Teâlâ Adem a.s’dan. Hz. Muhammed s.a.'e adar bir tek isim altında din göndermiştir. Bu dinin adı İslâm'dır. Yahudilik ve hıristiyanlık İslâmî. Kur'ânî manada din değildir
_________________________________________
Kur’an Düşmanı ve Tahrifatçısı : YAŞAR NURİ ÖZTÜRK