İBRESİ BOZUK TERAZİLER

Said Nursî, "şeriat mizanlarını Mîzan-ı Şârânî mizanıyla muvazene etmeyi" tavsiye etmektedir. Şaranî, Mizanü’l-Kübra isimli kitabında imamların akvalini toplamış, kendince hepsinin de doğruluğunu (!) ortaya koymuştur. Aynı meselede bir imamın hükmü "haram", diğerininki "mübah" hatta "farz" dahi olsa; bu iki hükmün de şeriatın hükmü olduğunu söylemiş ve birçok zorlamalarla hem tahrimin, hem de tahlilin hikmetlerini (!) saymak için çırpınıp durmuştur.

 

          O da, imamın arkasında Fatiha okuma meselesinde şöyle diyor:

 

          Ben derim ki, imamın arkasında Fatiha okumamak büyüklerin hâline hamledilir. O büyükler, imamın kıraatini duyunca, kalpleri ile Allah Tealâ’nın huzurunda toplanırlar. Tıpkı bir kimsenin, imamının kıraatinden sonra kıraat etmesi gibi olur. Ve imamın arkasında Fatiha okumak imamının kıraati ile, kalbini, Allah Tealâ’nın huzurunda bulunduramayanın hâline hamlolunur.[1860]

 

          İmamın arkasında Kur'an okumanın mekruh olduğunu söyleyenin veçhi, bu okumada kalben imamından ayrıldığı içindir. Nitekim, avamın hâli böyledir. Yoksa büyükler, kıraatini duymasalar da, imama bağlanmışlardır. İmama uyanın okuması vaciptir diyenin veçhi, namaz kılanın kalbi, kemal üzere kendi kıraati ile, Allah Tealâ ile huzur ve cem'iyette olur bakımından, ihtiyatı almaktır. Bu da, kalbi dağınık olan avama mahsustur.[1861]

 

          Şaranî de böylece, Hanefîleri "kalpleri ile Allah Tealâ’nın huzurunda toplanan büyükler"; Şafiîleri de "kalbi dağınık olan avam" edivermiştir.

 

          Kadınlara dokununca abdestin bozulup bozulmama konusunda da şöyle diyor:

 

          Muhyiddin İbn Arabî buyurdu ki: Kadına dokunmakla abdest bozulmaz diyenin veçhi, kadın kemaline mana bakımından bakmaktır. Nitekim, Allah Tealâ’nın Tahrîm suresi dördüncü: "Yok, eğer, kıskançlık ederek Peygamber’in aleyhinde birbirinizle yardımlaşırsanız, bilmiş olunuz ki, Allah onun yardımcısıdır. Cebrail de, müminlerin salih olanı da... Bunların ardından bütün melekler de ona yardımcıdırlar" ayetinde buna işaret vardır. Bu bir sırdır. Bunu ancak, Allah Tealâ’nın, âlemin suduru mahâlline muttali eyledikleri ve Hafsa ve Aişe’deki kuvveti bilenler anlar. Hatta Allah Tealâ, bu ikisine, meleklerden ve insanlardan ulü’l-azm olanları mukabil tutmaktadır. Bu öyle bir sırdır ki, perde arkasında olanlara açılması caiz değildir.

 

          Üstadım Aliyyülhavas’tan duydum. Buyurdu ki: Kadına dokunmakla abdestin bozulması, Allah Tealâ’nın, kadınların, âlemin intac mahâlli olmakla kemal sahibi olduklarına muttali kılmadığı kimselere mahsustur. İntac ise, kemal hanesidir. Nitekim: "Sürekli olan hayır, iyilik, bir yerde bitenden efdaldir" demişlerdir. Kadınlara dokunmakla abdestin bozulmamasının veçhi ise, kemal sahiplerine mahsustur. Onlar vücud mertebelerini keşif ve yakin ile bilirler. Kadınlarda noksanlık gören ve erkekliği, kadınlıktan üstün görenler ise, bu kemalde, olgunlukta değillerdir.[1862]

 

          Özellikle müminlerin anneleri hakkında sarf ettikleri bu edepsiz sözler, bunların ne kadar cür'etkâr olduklarını göstermektedir. Bu adamların sorgulanması gereken böyle nice sözleri vardır. Bunlara kulak verilirse, daha neler anlatır, ne sırlar (!), ne hikmetler (!) yumurtlarlar...

 

__________________

[1860] Şârânî, Mîzanu’l-Kübra, çev. A. Fârûk Meyân, Berekât Yayınevi, İstanbul 1980, 142.

[1861] Şârânî, Mîzanu’l-Kübra, 244.

[1862] Şârânî, Mîzanu’l-Kübra, 194.